2010 yılında İstanbul Avrupa Kültür Başkenti olabilir mi?

İstanbul’un kalbi sayılan bir noktada varoşlardan çok daha fazla geri kalmış olan ve çok daha fazla sefalet yaşanan Tarlabaşı…

Hadi varoşların içler acısı hali neyse diyelim. Sellerde boğulanları da görmeyelim. Peki ya İstanbul’un kalbi sayılan bir noktada varoşlardan çok daha fazla geri kalmış olan ve çok daha fazla sefalet yaşanan Tarlabaşı’na ne demeli?

Tarlabaşı’nın küçük bir Kürdistan olması bundan apayrı bir mesele. Güneydoğu’daki köylerini terk etmek zorunda kalan pek çok Kürt vatandaşımızın binlercesi burada sefalet içinde yaşıyor ve olmadık küçük işlerde sigortasız ve hiçbir güvencesi olmadan “neredeyse karın tokluğuna düşük bir ücretle” çalışıyorlar. Her türlü küçük işte çalışıyorlar sömürülüyorlar.

Tarlabaşı

Gariban Kürtlerden başka oradaki köhne binalarda Afrikalılar var. Onlar da küçük işlerde düşük ücrete talim ediyorlar.

Ayrıca kötü yola düşmüş fahişelik ve uyuşturucu satıcılığı yapmaktan başka çaresi olmayan talihsiz insanlar da Tarlabaşı’nda çok var. Onlardan başka hırsızlar, yankesiciler, kapkaççılar için tam bir yer altı dünyası hükmünde.

O kadar tehlikeli bir yer ki çevre sakinlerinden Kürt kadınlar evlerinden pek çıkmazlar çıksalar da fazla uzaklaşmazlar, genelde kapı önlerinde birbirleriyle sohbet ederler bir yandan gözleri sokakta oynayan çocuklarının üstündedir. Onlar da anne ve Tarlabaşı’nın çocukları için hiç iyi bir yer olmadığının farkındalar bunun kederini yaşıyorlar. Allah yardımcıları olsun.

İstanbul’un merkez noktasında. Avrupa kültür başkenti İstanbul’un kalbinde bir Tarlabaşı, çıbanbaşı.
İstanbul’dan olsa olsa Avrupa’nın yüz karası başkenti olur.

Tarlabaş hakkında başka bir yazı ve anlamlı bir video için:
http://turkiyevehayatadair.blogspot.com/2009/10/tarlabasi.html

Kategori: Kültür Sanat Tarih: 14 Ekim 2009

Etiketler:

'2010 yılında İstanbul Avrupa Kültür Başkenti olabilir mi?' hakkında sorular, açıklamalar

  1. FeRHaD dedi ki:

    Olur abi olur, gelen turistleri oralardan geçirmezler olur biter. Yabancılar da bir kültür başkendinde dolaştıklarını sanır dururlar. :)
    **********
    Cevap:
    Garip bir şey var: O bölgenin kürt hanımlarının videoda özellikle pazar yerinde gördüğün gibi kendilerine özgü kıyafetleri var. onları birkaç metre yukarda tarlabaşı caddesinde asla göremezsin. bu çok ilginç. belki yasak vardır. senin fikrin bende bunu çağrıştırdı. bu arada, senin bahsettiğin yasak nasıl olabilir ki? tarlabaşının ara sokaklarında gezen devamlı fotoğraf çeken turistleri her zaman görürüm. yani tarlabaşının sefaletini içler acısı halini avrupalılar zaten çok iyi biliyor. hatta oradan ucuza ev alan ingilizler almanlar var. üç yıl önce bir ingiliz arkadaşım da almıştı. bilmem ne projesi varmış ilerde orası acayip değerli olacakmış yatırım yapyormuş!

  2. FeRHaD dedi ki:

    Yasak yoktur belki ancak bölge insanı pek kalabalık yerlere çıkmak istemiyordur belki. Yani toplumsal veya zihinsel bir yasak bir bariyer var belki. Turistler de burada yaşayan halkı kötü durumda değil de ülkenin normal insanları olarak düşünüyordur! (Ben de inanmıyorum.) Ya da burayı görerek kendi zenginliklerine şükretmek istiyor veya fakirleri görerek zengin olduklarını anlamak istiyorlardır. Kendi ülkelerinde de böyle yerler vardır eminim ama İstanbul gibisi mi bilmem. :)
    **********
    Cevap:
    İstanbula, hele kışın gelen ingiliz vb. avrupalı turistler genelde çok kültür meraklısı entelektüel kişilikte insanlar. farklılıkları tanımayı seviyorlar. düşündüğün gibi onların bambaşka bakış açıları var.
    o bölgenin kürt hanımlarına gelince: Dediğin gibi olma ihtimali büyük. yol bilmez dil bilmez. köyünden toprağından kopmuş bir garip muhite düşmüş. her yer tehlikeli tuhaf insanlarla dolu. ben de onların yerinde olsam ben de evden uzaklaşmazdım. genelde kendi içlerine kapalı yaşıyorlar. pazar günleri tarlabaşı – yenişehir arasında kurulan semt pazarına alışveriş için evlerinden biraz uzaklaşıyorlardır herhalde. pazarcıların da çoğu güneydoğuludur zaten. kadınlar türkçelerini pek ilerletemiyor.

  3. Son_Silahsor dedi ki:

    Ezberden konuşmak bu olsa gerek. Sadece İstanbul’da mı var böyle yerler? Dünyanın en gelişmiş, en modern şehirlerinde bile böyle yerler var.
    **********
    Cevap:
    Ezbere tepki göstermek de buna derler. İstanbul “Avrupanın” kültür başkenti olmaya soyunuyor. Gidin Avrupanın büyük şehirlerinin ve o şehirlerinin özellikle “en merkez noktalarının” haline bakın öyle tepki gösterin.

  4. Ali dedi ki:

    benzer durumda olan yine istanbulun merkezinde kumkapı, yenikapı, nişanca gibi semt ve mahalleler de var. tarihi yarımadada yer alıyor bu saydığım yerler ve sultanahmet, beyazıt gibi tarihi semtlere 5 dakika mesafedeler… tespit tamam da, çözüm ne olmalı? bu konu daha önemli sanırım.
    **************
    Cevap:
    Çözüm sende bende. Halkta. Bizde toplumsal örgütlenme şuuru hemen hiç yok. Bir mahallede adamın biri yüzyıllık ağacı keser kimse ses çıkarmaz. Ağacın değerini bilmeyenlerden zaten ne hayır gelir ki? Bu ayrı mesele, ama ağacın değerini bilenler varsa ve bir araya gelip engellemiyorsa işte daha kötü olan bu. Bile bile acizliği tercih eden kitleler koyun sürüsü gibi güdülüyor.
    Tarlabaşı eski yerlileri de öyle. Oturmuşlar devlet bir şey yapmıyor diye bekliyorlardır herhalde.
    Peki o çaresiz gariban kürt insanlar orayı kendileri mi buluyor yerleşiyor? Artık yaşayabilmelerinin mümkün olmadığı köylerinden kalkıp gelip orayı kendileri mi buluyor? Sanmıyorum. Birtakım elebaşları vardır onları oradaki enkaz durumundaki evlere yerleştirip Allah bilir bir de o garibanlardan komisyon para alıyor bile olabilirler. Bundan iki veya üç yıl önce Tarlabaşı’nda evi olan bir kadın anlatmıştı: Kadının sözlerine göre onu pkk elemanlarından birileri tehdit ediyormuş. “Ya evini şu fiyata bana satarsın çekip gidersin yoksa .. .. ..” gibi tehditlerde bulunuyorlarmış. “Şimdilik böyle, ama hele bir Avrupa birliğine kabul edilelim o zaman size göstereceğiz.” diyorlarmış. Sonra ne oldu bilmiyorum bir daha o kadını göremedim.
    İşte böyle. Abuk sapık elebaşlarının krallık yaptığı bir bölge Tarlabaşı. Pkk militanı filan olmaları bile şüpheli. Yani halka gözdağı vermek için kendilerini öyle gösteriyor da olabilirler.
    Ayrıca şu da var: esrar vb. uyuşturucular apaçık satılır. Polis teşkilatımız hiçbir şey bilmiyor(!) Tarlabaşı ara sokaklarında kahvehanelerde çevre sakinleriyle oturup okey oynayan çene çalan polisler var diye birkaç kişiden duymuşumdur. Tarlabaşında polis karakolu da var. Yine de karakolun dibinde, polislerin gözü önünde her türlü dolap döner.
    birkaç yıl önce ingiliz arkadaşlar istiklal caddesinde bana eski püskü hırpani giysili orta yaşlı bir adam göstermişlerdi. caddede aşağı yukarı tuhaf adımlarla yürüyüşünü önce ve sonra birkaç defa görmüşümdür. o adamın esrar, hap vb. satıcısı olduğunu söylediler. nerden biliyorlarsa öğrenmişler bir şekilde. kim bilir daha neler vardır. ve emniyet teşkilatımızın haberi bile yoktur(!)

  5. Son_Silahsor dedi ki:

    Gidip gitmediğimi nereden biliyorsunuz? Ondan sonra ezbere tepki diyorsunuz!!!

  6. E. Ali dedi ki:

    Yazımda değindiğim noktalar ve ana fikir açısından bakmanız gerekirdi. O bir yana, eğer dediğiniz gibi “Avrupa’nın en gelişmiş, en modern şehirlerinde bile” böyle yerler varsa, haklarında bilgi verirseniz şimdiden teşekkür ederim. Yoksa canınız sağ olsun. :)

  7. Son_Silahsor dedi ki:

    Benim tepkim bu durum sanki sadece türkiye’de varmış gibi anlatmanız. Onun dışında İstanbul zaten yakın zamandaki “sel” ile büyük bir sınav verdi ve insanlara acaba? dedirtti.

    Örnek istiyorsanız Amerikan filmlerinin aksine beyazların giremediği zencilerle dolu sokaklar, Almanya’da Türklerin giremediği sokaklar örnek verilebilir.

    Bunun dışında Arama motorlarında da böyle yerler hakkında bilgi edinebilmek mümkün…

  8. E. Ali dedi ki:

    Almanya’da Türklerin giremediği yerlerin olması gayet normal. Yıllar önce canlı şahitlerden duymuştum bazı Avrupa ülkelerinde genelev ve bar gibi yerlerde bile Türkleri kabul etmiyorlarmış. Takıntılı kavgacı insanlarımız çok. Bizde şehirlerde bile şehir medeniyeti bilinmiyorken adamlar köylerinden kalkmış hiç şehir yüzü görmeden almanyaya gitmiş. Yaptıkları her türlü hata ile ve bazılarının psikopatlıkları manyaklıkları ile elbette tepki görecekler. Olan aradaki masum insanlarımıza oluyor, kurunun yanında yaş da yanıyor.

    Adaletsizlikler ve insan haklarının çiğnenmesi açısından ise evet, Avrupanın yüz karasıyız.
    Hollanda’da Amsterdam’ın bir kenar mahallesinde yaşayan Türkler dahil yabancı işçi ailelerine bile devlet işsizlik maaşı verir, çocuklarını okutur, ayaklarına sağlık görevlilerini gönderir hastalıkları ile ilgilenir. Bizde bunlar yok. Hollanda kadar maddi birikimimiz olmayabilir, sosyal yapılanmalarımız olmayabilir tamam, ama bari insanların haklarının sömürülmesinin önüne geçilsin bu hiç yok. Tarlabaşında yaşananlar, varoşlarda yaşananlar, tüm türkiyede yaşananlarla beraber ele alınırsa tutup da sosyal adalet ve insanlık bakımından hiçkimse almanyadan hollandadan ingiltereden üstün olduğumuzu veya aynı ayarda olduğumuzu iddia edemez. Bir anadoluyu gezin bir de herhangi bir Avrupa ülkesini. Bakın bakalım bizdeki bin yıl öncesinden beter durumda sefalet yaşayanlar, sürüm sürüm sürünenler, açlıktan askeri çöplüklerinden yemek toplayan “köylüler” ve köyler oralarda var mı?

    Sonra, kendi ülkemizi sorgulamaktan utanmayalım. Kötülükleri görmezden geldikçe her şey daha kötüye gider. Biz görmezsek kötü niyetliler görüyor vatanı bölmek için insanları nasıl dağlarda gerilla ediyor anlayalım ders alalım.

    “Sanki avrupada hiç mi kötülük yok” demek ise büyük yanlıştır. Bunu hiç ummadığım kişilerden çok duymuşumdur. Gerçi bizdeki kadar asla yok ama onlarda da varsa ne olacak? Temize mi çıkacağız?


Sorunuzu / Yorumunuzu Aşağıya Yazabilirsiniz.
Lütfen yazı dili kurallarına saygılı olalım.


(Yazamıyorsanız Mozilladan deği Google Chrome ile giriş yapın.)