Atatürk Samsun’a niçin gitti?
19 Mayıs 1919 Türkiye Cumhuriyetinin var olmasının ilk adımının tarihidir. Milli mücadele ve kurtuluş savaşı ve en önemlisi Atatürk gibi bir deha olmasaydı Türkiye Cumhuriyeti de olmayacaktı; Anadolu’daki Türklerin ve diğer müslümanların çoğunluğu Ortadoğu ve kuzey Afrika ülkelerine sürgün edilecekti. Kim bilir şimdi var olsaydık bile başka ülkelerde başka dillerde konuşuyor olacaktık.
Gelelim Samsun’a gönderilmesine:
Şimdiki tarih bilgilerimizdeki çirkin yalan: Osmanlı hükümeti güya Atatürk’ü Samsun’a orada devlet kurmaya çalışan Hıristiyanlarla savaşım veren Türklerin ellerindeki silahları toplatmak ve Türk çetelerini dağıtmak için göndermiş. Bu kadar alçakça bir yalanı nasıl uydurabiliyorlar?
Gerçek olan sebep, Nutuk’ta Atatürk’ün ifadesiyle şudur: Bölgedeki kargaşaları yerinde inceleyerek vatanın bölünmesine karşı gereken tedbirleri alması için Samsun’a gönderildi.
Bizim yalanlarla dolu tarih bilgimizdeki 19 mayıs gerçeğini Atatürk doğru olarak anlatıyor ve dış kaynaklı tarihi belgeler de Atatürk’ü teyit ediyor. Hatta onlar çok daha açık seçik şunu söylüyor: “Atatürk Pontus devleti oluşumunu durdurmak için gönderilmişti.”
Evet gerçek budur.
Nutuk’tan Atatürk’ün kendi anlattıklarından okuyarak bildireyim:
Osmanlı hükümeti Atatürk’ü Samsun’a “Bölgedeki asayişsizliği yerinde görüp gereken tedbirleri alması için” göndermişti. Yani Hıristiyan gerillalara karşı gereken tedbirleri almak için, onları bastırmak için ve Pontus devletinin kurulmasını önlemek için.
Atatürk ise, “Bu görevi gerçekleştirebilmek makam ve yetki sahibi olmaya bağlıdır” demiş. Bunda bir sakınca görmemişler. Bunun üzerine, Atatürk, şimdiki isimlere göre “genelkurmay”dan birkaç kişi ile görüşüyor. Bu kişiler Atatürk’ün amaçlarını anlayabilecek düzeyde kişiler. Sonra Atatürk’e müfettişlik vazifesi verilmesini sağlıyorlar.
Bundan sonra Atatürk kendisine verilmesini istediği yetkileri bizzat kendisi yazdırıyor. Harbiye nazırı Şakir Paşa (Atatürkün söylediğine göre) biraz tereddüt etse de yetkileri onaylıyor.
Böylece Atatürk çok yüksek yetkilerle, üçüncü ordu müfettişi olarak karargâhı ile birlikte Samsun’a çıkmış oluyor.
Direkt olarak emri altında iki kolordu bulunuyormuş.
Biri: Merkezi Sivas’ta bulunan 3. kolordu. Kumandanı ise Miralay Refet Bey olup o da Atatürk ile birlikte Samsun’da.
Diğeri: Merkezi Erzurum’da bulunan 15. kolordu. Bunun kumandanı ise Kâzım Karabekir Paşa.
Atatürk’ün bu iki kolordu üzerinde doğrudan doğruya çok yüksek yetkileri vardı. Bunu Osmanlı devleti sağlamıştı. Hatta öyle ki, yüksek yetkileri sayesinde müfettişliğinin kapsama alanında bulunan askeri kıtalara ve vilayetlere de tebligat yapabilecekti. Dahası, Ankara’da bulunan 20. kolordu ile, onun müfettişi ile ve hemen tüm Anadolu’daki birimlerle haberleşmelerde ve iletişimlerde bulunma yetkilerine sahipti. Bütün bunları hatta daha fazla ayrıntılı yetkileri Atatürk kendisi itiraf ediyor. Nutuk’ta yazılıdır. Yan resimdeki o zamanın Milliyet gazetsinin haberinde de benzer şeyler anlatılıyor, resme tıklayıp okuyabilirsiniz.
Buraya kadarki kısım için Atatürk’ün iki akla mantığa sığmayan demeci:
1- Samsun’a gönderilmesi hakkında:
“Aslında İstanbul’dan beni uzaklaştırmak istediler, bu görevi bahane ettiler..” diyor.
2- Kendisine verilen olağanüstü yüksek yetkiler için ise:
“Bana bu yetkileri onlar bilerek ve anlayarak vermediler” diyor.. diyor da başka bir açıklama yapmamış!
Ben burada Atatürk’ü samimi bulmuyorum kusura bakmasın. Koskoca devlet, sana o kadar muazzam yetkiler veriyor, bütün ordusunu silahlı kuvvetlerini bütün komutanlarını senin emrine amade ediyor ama sen bütün bunlara rağmen garip şeyler söylüyorsun. Bari açıklasaydın seni niçin İstanbul’da istememişler? Niçin o kadar yüksek yetkilerle kurtuluş mücadelesine göndermişler? Atatürk’ün garip imalarında hiçbir mantıklı taraf göremedim.
Kendisine verilen müthiş yetkilere bakarsak, tüm Anadolu’da milli mücadele için gereken her türlü yetkiyi Osmanlı hükümeti kendisine vermiş!!!
Peki daha ne olsun? Biz de sanıyorduk ki Atatürk tek başına Samsun’a garip garip gitti, sonra oradan Anadolu’yu dolaştı, Kazım Karabekir’i ve diğer komutanları yalvar yakar ikna etmek için dil döktü binbir güçlükle çevre kazandı da milli mücadeleyi böyle başlattı…
Halbuki Atatürk kendi ağzıyla söylüyor Osmanlı ona tüm yetkileri sonuna kadar vermiş.
Ayrıca aklımız mantığımız varsa iyi düşünelim:
Atatürk’ün kendi açıklamasına göre, eğer onu İstanbul’dan sadece uzak tutmak amacında iseler, niçin bir yere küçük bir görevle tayin etmediler de her türlü muazzam yetkileri vererek bağımsızlığını ilan etmek üzere olan Pontus gerillaları ile mücadeleye gönderdiler?
Devletin amacı eğer Atatürk’ü pasif tutmak olsaydı onu istanbul’dan bir yere göndermezlerdi herhalde.
Sözün özü, öyle görülüyor ki Milli mücadeleyi esas Osmanlı hükümeti düşünmüş ve bunu Atatürk’e kendileri bizzat anlatmış ve onu Kurtuluş Savaşı komutanı olması için görevlendirmiş. Ve onu her türlü yetki ile Anadolu’ya göndermiş. Her şey bunu gösteriyor.
Bakın, dikkatle okursanız Atatürk Nutukta kendisini ele veriyor. Osmanlı devletinin başındakileri çok karalıyor bunu neredeyse her sayfada tekrarlıyor ve hiç mantıklı görünmüyor. Halbuki büyük bir işbirliğinde idiler. Bu zaten yabancı tarih kaynaklarında da böyle anlatılıyor. Sadece bizim tarih kaynaklarımızda mantığa aykırı şeyler görebiliyoruz. Hatta Nutuk’ta bile çelişkili sözler var.
Nutuk’tan şimdilik bu kadar.
Şimdi kendi bilgilerime göre devam edeyim: Atatürk Samsun’da “gönderildiği görev üzerinde” ne yaptı?
Atatürk Samsun’a çıktıktan sonra ilkin bu görev üzerinde çalıştı. Pontus devleti oluşturmak için yapılan çalışmaları İstanbul’a rapor ediyordu. Atatürk irili ufaklı tüm Pontus çetelerini çok ciddiye alıyor, bir şekilde çetelerin mahiyetini, sayısını, silahlılık özelliklerine kadar tespit ediyor ve gereğinin yapılması için emri altındakilere direktifler veriyordu. Böylece iki kolorduyu harekete geçirmiş ve bölgedeki tüm Türk ve diğer müslümanlardan oluşan çeteleri örgütlemişti. Bu şekilde Atatürk’ün İstanbul hükümeti ile işbirliği halinde çalıştığına dair bilgiler gerçektir ve belgeleri mevcuttur.
Bu arada Pontus milliyetçilerinin çalışmalarının akibeti ne mi oldu? İlgilenenler 2. sayfadan okumaya devam edebilir.
Açıklamalar:
1- Okuduğunuz yazı hakkında sorunuzu veya yorumunuzu aşağıya yazabilirsiniz.
2- Yazılarımı RSS ile takip edebilirsiniz.
Yukardaki yazı ile ilgili ek bilgiler ve yorumlar:
Sorunuzu veya Yorumunuzu Aşağıya Yazabilirsiniz.
Lütfen konuşma dilinde yazmayın zorluk çıkarmayın.LÜTFEN YAZI DİLİ KURALLARINA SAYGILI OLALIM



kendisi mason olan ataturk osmanli tarafindan bilinmeyerek ic anadoluda kurtulusu yoneltmeye gonderildi. bu savasi muslumanlarin kazanacigini bilen ataturk kendine gore yaptigi tespitlerle ve ona inanan imanli insanlarla savasi kazandı. fakat imanli insanları dinlerinden uzaklastirmak icin cumhuriyeti kurdu. roma kanunlarina tabi tuttu. latin harflerine esir birakti. ve tarihi bilgi dolu osmanli kitaplarini yakarak bizi cahil birakti. ataturk amacina ulasti.
Selim Bey, yorumunuz için teşekkür ederim ama ölmüş insanları yargılamak Allaha kalmıştır. Hem yaptıkları birkaç şey çok güzeldir. Mesela Arapçanın mükemmelliğinde mükemmel olan Arap alfabesi Türkçeye hiç uymuyor. Osmanlıların alfabesi bir yana, bugün var diye anlatılan Osmanlıca diye bir dil yoktu, sadece yazı dilinden ibaretti. İster inanın ister inanmayın, sokaktaki vatandaş okuduğunu anlayamıyordu. O yazıları anlayabilmek için okullarda en az 8 – 10 yıl okumuş olmak gerekiyordu.
Dil devrimi şarttı. Ama aşırıya gidenler oldu, bu da Atatürkün suçu değil. Çevresindeki imansız türkçülerin suçu. O zamanın pantürkistlerinin suçu.
İslam alimlerine yapılan büyük yanlışlar zulümler ise yine bizzat Atatürke bağlanamaz. Siz onu tek başına her şeyi yapan bir tanrı gibi görmemelisiniz. Bilakis, Atatürk 1923ten itibaren bir avuç imansızlar tarafından tamamıyla kuşatılmış ve ciddi telkinlerle tahakküm altında tutularak yönlendiriliyordu. Bir diktatör edilmişti; kukla bir diktatör. Onun hiçbir neşeli resmini göremezsiniz, birkaç resminde öyle görünse bile yüzüne yansımış olan derin kahrı görmek çok kolay dikkatle bakana.
Amacına ulaştı dediğiniz kişi Atatürk değil. Osmanlı içinde kuşaktan kuşağa gizli din taşıyan intikam peşinde olan kişiler ve pantürkistler, imansız türkçüler. İşte bu iki zümreden kişiler. Ama Allaha şükür onların devri kapandı artık.