Daha çok para için bütün insani değerleri boş veren bankacılarımız

Bankacılar Paraya Doymaz

Bankacılık hakkında, bir blogcu arkadaştan bana bir soru yöneltilmiş. Kredi kartı ile ödemeleri kabul etmek için esnafların post cihazı kullanmalarıyla ilgili.

Post cihazı alan bir esnafa banka üç aylık bir deneme süresi tanıyormuş. Sonuçta ise satışlar kötüyse o esnaftan post kullanımıyla ilgili para alıyorlar, bir tür kira..
Öyle bir sitemimiz var ki, bu sistem zengini daha zengin ederken fakiri battıkça batırıyor. İşleri kötü olan esnaflara devlet ek vergi koyarsa hiç şaşırmam doğrusu.

Ayrıca post cihazının ait olmadığı bankalardan gelen kredi kartlarından komisyon kesiliyor. Bu ise satışların azlığı ile çokluğu ile değişmiyor. Standart. Yani kredi kartı ile satış yapan küçük esnaflar çok sıkıntılı.

Bu yazımı okuyan maddi durumu iyi olan kişilere sesleniyorum: Lütfen esnaflara nakit ödeme yapın. Toplumsal bir dayanışma içinde olalım.

Her neyse, gelelim bana yöneltilen soruya: Bu durumda, müşterilerine kredi kartı ile alışveriş imkânı sunan esnaflar faizli ticaret mi yapmış oluyor?

Benim İslam âlimi olmadığımı, dolayısıyla bu konuda fetva verecek biri olmadığımı bilen arkadaş belki konu ile ilgili verilmiş bir fetvadan haberim vardır diye bana sormuş olmalı. Ya da konu ile ilgili ne düşünüyorum onu merak etmiş olabilir.

İşte ona yazdığım cevabın bu yazım için zenginleştirilmiş şekli:

Ben bu meselelerin dini yönünü hiç bilmiyorum desem daha doğru olur. Mantığımla cevap vereyim: Aslında anlattığın durumda esnaf faizle iş yapmış olmuyor. Bankalar devletten aldıkları aşırı kayırmacı imtiyazlar sayesinde esnaftan haraç alıyor. Benim mantığıma göre olan budur.

Bankacılar Paraya DoymazBankacılar dünyanın en aşağılık insanlarıdır. Bu işin kökeni ise ortaçağ Hıristiyan papazlarına dayanıyormuş. Dünyada bankerliğin ve bankacılığın kökeni onlara dayanıyormuş.

Yani Allahın dinini kendi elleriyle tahrif eden bazı din adamlarına dayanıyor.

Bugünkü Türkiye bankacılık sektörü insanlardan para koparmak için her yolu deniyor. Bankaya gidip eski hesaplarının ekstresini istesen ondan bile basılan kâğıt sayfa adedince masraf çıkarıp hesabına yansıtıyorlar. Kâğıtların onlara geliş fiyatı belki 1 kuruş ama kestikleri ekstrelerde sayfa başı en az 25 kuruş gösteriyorlar. Böylece işlerinde olmayan bir iş yapıyorlar: kırtasiye ticareti!
Bankanın kendi şubeleri arasındaki para transferlerinden bile çok yüksek masraf kesintisi yapıyorlar. Devlet ise onlara her zaman büyük destek oluyor.
Dahası var: Her ay ATM kullanım ücreti alıyorlar. Bankalar mudilerinden daha çok çok vesilelerle haraç kesiyor. Anlat anlat bitmez, yazım saatlerce uzar da uzar! Burada kesmek en iyisi.

Kısaca: Bankalar en küçük hizmetlerini bile aşırı pahalı bir bedel üzerinden satıyor!

Yani bunlara elini versen kolunu da kaptırırsın. Hatta kellen gider. Bu yazdıklarım ne şaka ne abartma. Devletimiz sağ olsun(!)

Kategori: Ekonomi Ticaret Tarih: 15 Aralık 2008

Etiketler: |

'Daha çok para için bütün insani değerleri boş veren bankacılarımız' hakkında sorular, açıklamalar

  1. 10 yıldır kredi kartı kullanıyordum… 120 ay boyunca sadece 2 ay borcumu geciktirdim… Onu da unutmuşum… Sen tut tam 118 sefer vaktinde veya vaktinden önce öde ve iki sefer unut, senden gecikme faizi alsınlar.. Çok zoruma gitmişti… Ama yine de kullanmaya devam etmiştim…

    Ve şimdi… Henüz yeni… Kredi kartlarımı kapattırmaya karar verdim…

    Niye vermeyeyim ki…

    Ben zaten borcumu hep zamanında veya öncesinde ödeyen biriyim… Ve vaktinde ödediğim için bankalardan bir teşekkür alıyor değilim… Bir esnaftan nakit alışveriş yapmış olsam hiç olmazsa ya peşin alışverişimden ötürü işlerine katkım olur ya da borçla yapsam, borcumu zamanında ödediğim için minnet duyarlar, insanlara güvenleri artar, ben de birilerinde bu duyguyu oluşturduğum için kendimi iyi hissederim…

    Ayrıca kredi kartı denen şey, insanlar arası yardımlaşmaya köstek bir şey… Kredi kartımız var diye, ne bir dostun, ne bir akrabanın kapısını çalıyoruz… Bırak bunları kendi aile üyelerimizden bile istemiyoruz… Para bitince hemen kredi kartına sarıl; nasıl olsa öbür ay öderim düşüncesi.. Öbür ay olmazsa sonraki ay… Kimseye eyvallahsız bir hayat özlemi ile… Böyle olunca insanlarla ilişkilerimiz zayıflıyor, dostluk-arkadaşlık yok oluyor, kendimizi güvende(!) hissettiğimiz için yardımlaşma kapıları tıkanıyor, kimsenin bize iyilik etmesine imkan tanımamış oluyoruz… Aynı zamanda bizler de kimseye iyilik yapma şansını bulamıyoruz; nasıl bulalım ki: kimsenin kimseye -kredi kartı sayesinde- ne ihtiyacı, ne eyvallahı var… Dolayısı ile insanlar arası güven duygusu da gelişmiyor… Birbirimizden borç alsak, birbirimize borç versek güven duygusu gelişecek…

    işte bu ve benzeri nedenlerden dolayı kredi kartlarımı iptal ettiriyorum bu ay (borçlarımı kapatarak ve yeni alışveriş yapmayarak) Artık insanlarla çalışacağım… bankalarla değil… İnsanlardan alacağım, insanlara vereceğim; güven, yardımlaşma, sevgi, saygı çoğalacak hayatımda… Ne güzel…

    Herkese tavsiye ederim; ben bunu 32 yaşmda anladım… Bu yaşı beklemesine hiç gerek yok kimsenin…

  2. E. Ali dedi ki:

    O kadar güzel anlatmışsınız ki ben de aynı karara vardım. Benim için (imkânsızlıklarım açısından) zor olacak ama en güzeli kredi kartlarını şimdiden hiç kullanmamaya başlamak. Borçlarımı ödeyip inşallah kullanmayı bırakırım. Belki bazı durumlarda zorunlu gibi ihtiyaç duyulabiliyor. Bunu da düşünüyorum. En iyisi irademi kullanıp kredi kartını sadece bazı çok gerekli taksitlerde kullanayım. Ama günlük alışverişlerde asla.
    Kredi kartsız bir hayat, nakit ödemelerle esnaflara destek olmak çok güzel. Düşününce bile sırtımdan bir yük kalkmış gibi hissediyorum.

  3. Ay-sima dedi ki:

    Dün bir bankada yaşadıgım olay, finans kurumu… paramı bankaya yatırmaya gittim, kredi kartının günü gelene kadar orda dursun diye, güvende olması için yüklü miktardı çünkü….paramı normal yatırdım ve on gün sonra çekecegim bana ne deseler begenirsiniz, ben onların kasalarını meşgul ediyormuşum ve benden 5- 10 lira keseceklermiş paramı çekerken… pes yani bu kadar olur, hem benim paramı çalıştırıyor ben ondan faiz, katılım payı, hiç bir talebim yok ve üstüne para ödeyecegim niye? diger bankalar gel müşterimiz ol diye dört göz beklerken bunlara ne oluyor? para nasıl kullanılır kafaları basmıyor mu? hem kredi verirler faiz alırlar verdiklerinden… hem senin paranı kullanırlar üstüne senden para isterler…. çıldırmamak elde degil, bundan sonra mı? finans kurumları artık benimle çalışmayı ruyalarında göremezler normal bankalarla çalışacagım… hiç degilse adamlar açık açık diyor ben faizle iş yapıyorum diye…. finanslar da milim sapıtmıyorlar onlardan, faizin adını farklı şeylerle yaldızlayıp bize sunuyorlar..

    Artık toptancılarla aramızda ki alış verişi bile kredi kartından yapar olduk… kriz çıgırtkanlıgı yapıyorlar ve işleri nasıl sekteye ugratacaklarını biliyorlar medya kurumları…. insanları psikolojikmen etkiliyorlar ve işler durma noktasına geliyor….

    Aynı yurt dışındaki şirketler haline geliyoruz küçük esnaf dökülüyor… büyük şirketler zincir haline geliyor… burdan alış veriş yapmazsan on metre ileride aynı şirkete ait diger bir alış veriş merkezinden yapıyorsun… özgürlük sınırlarımız artık iyice daralıyor….

  4. E. Ali dedi ki:

    Evet o finas kurumlarının, İslami banka denen şeylerin yaptıkları işler diğer bankaların yaptıklarından farklı değil. Hatta bunu bizzat Erbakan’dan duymuştum: “Evet, farklı değil; ancak islama uygun olması için bir başlangıçtır bir girişimdir” demişti.

    Benim o finans kurumlarıyla veya İslami banka gibi kuruluşlarla hiç işim olmadı sadece kredi kartları, eft gibi vesilelerle bir iki Türk bankasının nasıl çalıştığını gördüm. HSBC’yi de gördüm. HSBC gerçekten diğerlerinden kat kat daha iyi, onlara nazaran çok daha insaflı.
    Bir deyimimiz var: “Sonradan görme yavurdan dönme” bizim bankacılar söz konusu olduğunda bu deyimimize katılmıyorum çünkü bunlar yavurun ta kendisi. Bunlar halk düşmanı. Bunlar vatan haini. Bankalarla iş yapmaya mecbur isek bari en azından yabancı bankalarla iş yapalım da içimizdeki “bizden” görünen şerefsizlerin çirkefliklerine destek olmayalım.

  5. Ay-sima dedi ki:

    Bizim en büyük hatamız şu ki; müslüman kazansın artık ben bu düsturda hareket etmiyorum, işini hakkıyla yapan kazansın…. müslümanlar etiket altında hazıra konmasın, demesinler müslüman müslümanı desteklemeli diye, yok kardeşim yap işini adam gibi al destegi hazıra konmak yok emek ver önce başkaları nasıl yapıyorsa sen de yap kalitenin peşinde koş… armut piş agzıma düş yok!!
    Gerçekten ben de çok begeniyorum HSCB’yi bundan sonra onlarla çalışacagım..


Sorunuzu / Yorumunuzu Aşağıya Yazabilirsiniz.
Lütfen yazı dili kurallarına saygılı olalım.


(Yazamıyorsanız Mozilladan deği Google Chrome ile giriş yapın.)