Enflasyonun fazlaca üzerinde gerçekleştirilen zamlar

Hollanda’da ve Almanya’da yaşayan akrabalarım bu ülkelerin para biriminin Euro olmasıyla birlikte alım güçlerinin yarı yarıya düştüğünü söylemişlerdi. “Maaşlarımızda düzeltme yapılmadı, eskiden elimize geçenle ne alabiliyordu isek şimdi ancak yarısını alabiliyoruz” diyorlardı.

Zaman geçtikçe hayat pahalılığı artıyor ama enflasyonun aynı oranda artmadığı da bir gerçek. Enflasyon zamların çok gerisinde, yani tüketim maddelerine yapılan zamların çok daha düşük olması gerekirdi. Peki bu orantısız pahalılığın sebebi nedir? Ben bir ekonomi uzmanı olmadığım için sorunun cevabını bilemem ancak tahminde bulunabilirim.

Hollanda’da ve Almanya’da yaşayan akrabalarım bu ülkelerin para biriminin Euro olmasıyla birlikte alım güçlerinin yarı yarıya düştüğünü söylemişlerdi. “Maaşlarımızda düzeltme yapılmadı, eskiden elimize geçenle ne alabiliyordu isek şimdi ancak yarısını alabiliyoruz” diyorlardı.

1 Euro

1 Euro

Acaba Türkiye Avrupa Birliği’ne kabul edildiği takdirde ve para biriminin de Euro’ya çevrilmesiyle birlikte, Avrupa ülkelerindeki Euro’ya geçişle ortaya çıkan alım gücü dengesizliği şokunun ve bocalamasının bizde hissedilmemesi / yaşanmaması için hükümet şimdiden hazırlık mı yapıyor? Halkı gelecekteki değişime yavaş yavaş alıştırıyor olabilir mi?

Bu tahminim doğru ise, üç dört yıl içinde Türk parasının alım gücü Euro ile tam eşdeğer olmasa bile hem oldukça yaklaştırılmış ve doğru orantılı olacak demektir. Buna göre maaşlar, çalışanlara ödenen ücretler ve satın alma gücü arasındaki dengeler de AB birliği üyesi Avrupa ülkelerindeki gibi olacaktır.

Pek çok gıda maddelerinin aynıları bir Avrupa ülkesinde üç misli kadar daha pahalıymış. Aylık maaşa göre eline geçen parayı temel ihtiyaçları için bir ayda tüketebilmeleri, bu hesaba göre bizim şu andaki durumumuzla hemen hemen aynı oluyor. Yani ne kadar ekmek o kadar köfte hesabına göre, bizde 5 köfteye 20 ekmek oranı = onlarda 9 köfteye 14 ekmek oranı gibi.

O halde: Bizde birkaç yıl içinde maaşlar birkaç misline çıkacak, tüketim maddelerinin fiyatları da ona göre belki dört beş misli artacak. Enflasyon ise fazla artmayacak. Bu da demek oluyor ki, Türk parası Euro karşısında pek değer kaybetmemişken, kim bilir belki aradaki açık biraz olsun yakınlanşmışken, iki para birimi arasındaki alım gücü arasındaki uçurum da büyük ölçüde kapanmış olacak. Gelecekte Avrupalılar Türkiye’de eskisi gibi (yani şimdiki gibi) rahat alışveriş yapamayacaklar.

Bugün sadece mutfak masraflarını ayda 600 TL ile zar zor karşılayabilen bir aile, birkaç yıl sonra kazancı enflasyonun bir hayli üzerinde arttığı halde 2000 TL ile yine zar zor karşılayabilecek. Bugün soğanın kilosu 300 kuruş ise, birkaç yıl sonra enflasyona göre belki 500 kuruş olması gerekirken, en az 1200 kuruş (1 lira 20 kuruş) olacak. Olay nedir? Enflasyonun çok üzerinde artan maaşlar ve maaşlara göre daha fazla zamlanan tüketim maddelerinin fiyatlarıdır. Amaç nedir? Maaşlar, fiyatlar ve alım gücü arasındaki dengenin Euro para birimine geçmiş olan Avrupa ülkelerindeki denge ile aynı hale getirilmesidir.

Yukardaki tahminlerim adı üstünde, tahminlerimdir ve fazla düşünmeden hesap yapmadan yazdım. Ana fikir anlaşılmışsa bu yeter.

Kategori: Ekonomi Ticaret Tarih: 17 Kasım 2009

Etiketler: |

'Enflasyonun fazlaca üzerinde gerçekleştirilen zamlar' hakkında sorular, açıklamalar

  1. STİL PAZARI dedi ki:

    Anlaşıldı tabii işte benimle geçen gün bir röportaj yapıldı, Aralık’da piyasaya çıkacak bir dergide buna benzer söylemlerim oldu. Ne bu ülke ne de dünyamız sürekli marka alacak kadar bir ayakkabıya 4+5 kişilik bir ailenin aylık geçim parasını yatıracak kadar zengin değil. Bu sebeple sadece ben merkezli düşünmeden davranmak gerek. Baksanıza geçen hafta Dubai’den geldi Ömer Erdal abi, ve orası bile ekonomik olarak dara düşmüş, düşünün orası bu halde ise sonumuz hayrola. Neyse işe gitmem gerek şimdilik sabır ve olumlu düşünce ile aklımızı da kullanarak önümüze bakalım.

  2. E. Ali dedi ki:

    Aslında farklı bakış açıları kazanmakla insanlar hayat pahalılığı meselelerinde bunalıma sürüklenmekten kendilerini koruyabilir.
    Mesela “hayati önem taşıyan ihtiyaçlar” nelerdir ve biz kazancımızı nelere harzıyoruz diye düşünebiliriz.
    Ben küçükken yoksulluk büyük şehirlerde de fazlasıyla yaygındı. odun kömür alamadığımızı iyi hatırlıyorum. Az ısınmayla, idare etmekle, tasarruf için kafa çalıştırmakla kışı geçirirdik.
    Şimdi, o aynı insanlar, doğalgaz için aynı idareyi yapmak istemiyor. Doğalgaz hem her odada hem 24 saat kesintisiz yakılacak diye bir şey yok. Herkes idaresini bilmeli.
    Elektrik eskiden az tüketilirdi. şimdiki gibi her şey elektrikle çalışmıyordu. Üstelik eskiden her gün tasarruf amacıyla belirli saatlerde elektrik kesintisi yapılırdı. Gaz lambalarımız vardı. Bunun yanısıra elektrik faturalarını düzenli ödeyemezdik.
    Daha çok şey sayılabilir.
    Geçmişimizi düşünüp halimize şükretmeliyiz. şu an bizden çok daha fazla zor durumda insanlarla paylaşımlarda bulunmalıyız.

  3. FeRHaD dedi ki:

    Avrupa’da durum ülkemizden birazcık farklı da. Mesela ülkemizde çoğu fabrika işçisi, ki bunlar gelende asgari ücretle yetinmek zorunda olan kesim, iş yerlerinde öğle yemeği veya vardiyalarına göre akşam yemeği yerler. Avrupa’da ise işverenler en zengin fabrikalarda bile işlçilerine böyle bir olanak sunmaz, işçiler kendi yemeklerini iş yerine kendi getirir ve yemek saatlerinde yerler. Sadece arada , örneğin sabah saat onda bir elma muz falan bir meyve verilir o kadardır. Bir de öyle birşey olursa burada, asgari ücret iyice yetmez hale gelecek…

  4. E. Ali dedi ki:

    Bunu da düşünebilirler. O zaman kötü. :(
    Bazı yerlerde yemek yerine yemek bileti verilir anlaşmalı lokantalarda, marketlerde geçerlidir. asgari ücretle çalışan insanlar o biletleri yemek için harcamaz evinin mutfak masrafına takviye olsun diye, ailesi için marketlerden alışveriş yapar. Böylelikle insanlarımız kıt kanaat geçinmeye çalışıyor. Şimdi AB’ye uyum sürecinde bu da kaldırılırsa az gelirli işçilerin durumu daha kötü olacak.


Sorunuzu / Yorumunuzu Aşağıya Yazabilirsiniz.
Lütfen yazı dili kurallarına saygılı olalım.


(Yazamıyorsanız Mozilladan deği Google Chrome ile giriş yapın.)