Öz Türkçe kelimeler yabancı kelimelerden nasıl ayrılır?

Dilimize özgü bazı özellikler vardır. Bunları kural olarak düşünürsek, bazı yabancı kelimeleri kolaylıkla ayırabiliriz.

Dilimizde içinde J olan kelime yoktur: jandarma, jilet, Jale, jimnastik, müjde..

H de yoktur: hediye, ahbap, zahmet, hayat, hayvan, hal, bahşiş, bahçe, hak, hüküm, hakim, hibe, hoş, her, …

Kelime başında R bulunmaz: Remzi, roman, raptiye, razı, …..

Kelime başında L de bulunmaz: Limon, lamba, loş, leğen, lake, lif, leblebi, …

İki sesli harf yan yana olmaz: saat, ziraat, aile, saadet, …

İki sessiz harfle başlayan kelimeler de yabancı kökenlidir: stad, spor, klasik, tren, …

Dilimizde sesli harf uyumu vardır. Yani hem ince sesli harf (e, i, ö, ü) hem kalın sesli harf (a, ı, o, u) aynı kelime içinde bulunmaz. Bu uyumun olmadığı kelimeler öz Türkçe değildir: minare, cami, sandalye, kanepe, divan, asker, fakir, kitap, kalem, vicdan, …

Benim eksik bıraktığım kurallar elbette vardır. Ekleyeceği bir şey olan kişiler aşağıya yazabilirler. Bu yazıya gelen yorumlara da bakın (aşağıda).

Kayıp Dosya Eki

Açıklamalar:
1- Okuduğunuz yazı hakkında sorunuzu veya yorumunuzu aşağıya yazabilirsiniz.
2- Yazılarımı RSS ile takip edebilirsiniz.

Yukardaki yazı ile ilgili ek bilgiler ve yorumlar:

  1. b.a. diyor ki:

    Türkçe kökenli dillerde c, ğ, l, m, n, r, v, z harfleriyle kelime başlamaz. Ve türkçede b, c, d, g, ğ harfleriyle kelime bitmez. Türkçede f, h, j, v sesleri bulunmaz

  2. nurettin aputkan diyor ki:

    Selamünaleyküm. Eksiğiniz var. Prof. Dr. Zeynep Korkmaz kitabında bu husustan bahsetmiştir.
    bir kelimenin Türkçe olup olmadığını anlamak için on dokuz madde vardır; bunlardan birine uymayan kelime Türkçe değildir (birkaç istisna hariç).

    Bunlardan bazıları:
    1- Birinci heceden sonra o,ö bulunmaz.
    2- Türkçede uzun ünlü yoktur.
    3- Türkçede ince a yoktur.
    4- Kelime köklerinde aynı iki ünsüz yan yana bulunmaz.

    Yukarıda en belirgin birkaç maddeyi aldım. Dediğim gibi istisnalar var. Örneğin: ufak, öfke, ufalamak gibi kelimeler Türkçedir.

    Görüşlerinizi bekliyorum. kozaklar tokuşur tohum dökülür, kafalar tokuşur fikir dökülür.

  3. ali diyor ki:

    ben hangi kelime hangi dilden diye bir araştırma yapıyordum ve bayada zordu.bunu görünce fikrim değişti teşekkürler.

  4. Yiğit diyor ki:

    http://www.nisanyansozluk.com/ hangi dile ait olduğunu öğrenmek için kullanabilirsiniz, bizim Dil ve Anlatım’cı kullanıyor..

  5. ahmet özdemir diyor ki:

    Doğrusunu söylemek gerekirse, çok saçma bir paylaşım olmuş… Türkçede şu yoktur, bu yoktur vb… Bunu kabul etmek aynı zamanda Türkçenin bir afrika kabile dili seviyesine indirmek demektir. Bir defa hiçbir modern dünya dili, saf, katışıksız değildir… Diller bütün dillerle etkileşime girerler ve birbirlerinden kelime alırlar… Ama bu kelimeleri kendi fonetiklerine uygun hale getirirler. Dolayısıyla milli olan dilin sesidir. Kelimeleri değil. Örnek olarak minare kelimesini alalım… Aslı “manara”dır ve Farsçadır. Biz Türkçenin ahengine uyarak manarayı minare yapmışız.. Minare artık Türkçedir… Çünkü başka dilde yoktur, sadece Türkçede vardır… Gül de öyledir, hayal de… kimse kalkıp bunlara, içinde şu harf var, başında şu var, Türkçe değil diyemez.. zira ikisi de Türkçeleşmiş Türkçedir… Ben basit kurallara takılıp dilimizi Afrika kabileleri seviyesine indirmeyelim, diyorum…
    *********
    Cevap:
    Bu hassas yaklaşımınız bence doğrudur. Öte yandan şu da bir gerçek ki dilimizin bir kökeni ve esas bir yapısı vardır. Bunların öğrenilmesi, incelenmesi yanlış değildir gereksiz de değildir, bu sayfadaki yazı da bu konudadır. İşte bu bağlamda sanıyorum itiraz etmezsiniz, herhalde aynı fikirde olabiliriz.

  6. araştırmacı diyor ki:

    güzel olmuş ama bu biilgilerin doğru olup olmadığını nasıl anlayacağız. Türkçede o yoktur bu yoktur.Peki türkçede ne vardır? O kadar mantıklı bulmadım ama yinede güzel sayılır.

  7. Annpass - El Paso, TX diyor ki:

    Bence harika notlar, elinize saglik arkadaslar. Ben Amerika’da dilbilimi uzerine master yapiyorum, suan master tezi degil ama sosyolinguistik degisimler adli bir ders icin kucuk capli bir arastirma yapiyorum; konusu “Turkce’de /r/ nin telafuz edilmedigi durumlar” . Katkilariniz icin tesekkurler. Su cok acikki Turkiye ve Turkce ile alakali online kaynak cok sinirli, lutfen insanlarin cesaretini kirip bu en kalici ve kolay ulasilabilen bilgi yolunu kendimize kapatmayalim. Paylasimlarin devami dilegiyle…Basarilar.

  8. admin diyor ki:

    Annpass; sizden bir önce yorum yazan kişi “bu biilgilerin doğru olup olmadığını nasıl anlayacağız. Türkçede o yoktur bu yoktur.Peki türkçede ne vardır? O kadar mantıklı bulmadım..” demiş. Bu yazıyı ben hazırlamıştım ama artık ben de öyle düşünüyorum. Türkçe hangi Türkçe? Türkiye Türkçesinin esası kabul edilen istanbul aksanı mı? Yanlış. Türkçe bir aksan ile sınırlanamaz. Bir şive ile de sınırlanamaz. Ana lehçe nedir, Oğuz Türkçesi. Ama o bile saf Oğuz türkçesi değil. Kıpçak Türkçesi bir hayli etkilemiş. İstanbul aksanı böyle bir durumdadır. Diyorlar ki şu yok bu yok.. Halbuki var. Anadoluyu dolaşırsak görürüz ki yöreden yöreye değişen aksanlarda her şey var. R’nin söylenmediği durumlara gelince, o da aksandan aksana değişir. Sadece Türkiye içindeki aksanlardan bahsediyorum. Yani demek istediğim şey katı kurallarla dili sınırlamak yanlıştır. Herhangi bir kuraldan bahdedilecekse istanbul aksanına göre olduğunu belirterek hangi Türkçeyi kastediyoruz onun bilincinde olmalıyız, meseleyi tüm Türkiye Türkçesine veya tüm Oğuz lehçesine veya tüm Türkî dillere bindirmemeliyiz. Sonra, Türk dillerinin Oğuz lehçesinin Türkiye Türkçesi kolu Anadolu, Balkanlar, Kıbrıs ve Irak gibi geniş bir alanda çeşitli şive ve aksanlarla bir bütündür.

  9. yolcu diyor ki:

    Bu kurallara göre kelimeleri çıkarırsak, geriye pek bir kelime kalmıyor sanırım. :)
    ***
    Haklısınız. Bir önceki yoruma yazdığım cevapta da dediğim gibi bu bilgilere artık pek katılmıyorum. Listedeki kurallara uymayan pekçok öz Türkçe kelime var.

  10. Habibe Üner, İstanbul diyor ki:

    Gerçekten ana konuya yazan ve bunu ilave bilgilerle destekleyen kişilere teşekkür ederim. Ben aradığımı bulamadım ama olsun genel bir bilgi almış oldum. Öz türkçemizdeki dil kurallarının belli bir uyumu ve kuralları vardır. Benim aradığım soruya gelimce öz türkçemizde kelimelerin sonunda hangi harf bulunmaz?
    ***
    Habibe hanım, böyle konuları ben artık hiç doğru bulmuyorum. Örneğin Türkçede J bulunmaz diyorlar ama Orta Asya’da Y yerine J çok kullanılır. Türkiye Türkçesi bize anlatıldığı gibi değil. Salt bir Oğuz lehçesi şivesi değildir. Karma bir Türkçedir. Temeli Orta Asya.. Ama bizde J yok. Neyi neye göre kim belirliyor? Yeni bir dil yaratmaya çalıanların uydurmaları kurallara saygı duymamızı bekliyorlar. Anadoluda bir şekilde J sesi gitmiş. Bunun benzeri İngilizcede de var. Fransızcadan aldıkları sözcüklerdeki J sesleri onların dilinde C sesi olmuş. yöresel etkiler bunlar. Esas sebep ise bir yöre halkına başka bir dilin ya da başka bir dildeki kelimelerin empoze edilmesidir. Anadolu insanı jandarma demez cenderme der. Öte yandan Anadolu halkları orta asya gerçek Türklerine hiç benzemiyor. Dil de benzemiyor oldukça farklılaşmış. Ve bugün o farklılıklar Öz Türkçe diye bize benimsettirilmeye çalışıyor. Öz Türkçe arayan aradığını Orta Asya’da aramalı.

  11. Gizem diyor ki:

    Ben de Türkçe’ye başka dilden giren sözcüklerin bu kadar ayrıntıyla incelenmesi taraftarı değilim fakat en azından hangi sözcüğün hangi dilden dilimize girdiğini tahmin edebilmemiz için çok gerekli bu bilgiler.

  12. Fatmanur U. -Sivas diyor ki:

    Okulda öğretmenimiz h ile başlayan kelimeler Türkçe değil dedi. Annem ve babama bunu söylediğimde ise karşı çıktılar. Han, havlu, halı gibi şeyleri örnek gösterdiler ve Türkçe dediler. Siz doğrusunun ne olduğunu biliyorsanız söyler misiniz?
    ***
    Anneniz babanız haklı. Öz Türkçe diye bize yutturulmak istenen şey Oğuz lehçesinin Anadolu’nun batısında ve Balkanlarda değişime uğramış 20. yüzyılda son halini almış şeklidir (ama bunu da pek bilinçlice yapamıyorlar). Öz Yeni Türkiye Türkçesi deseler belki doğru söylemiş olacaklar. Ama “Öz Türkçe” derlerse çok geniş bir alanı içine alıyor. Han özbeöz Türkçe bir kelimedir. Nedense Uygurca diyorlar. Uygurca başka bir dil mi sanki? Azerice, Türkmence, Uygurca, Kazakça, Tatarca tümü Türkçe. Her neyse. Eğer Han sözcüğüne Türkçe demeyeceksek o zaman kendimize de Türk dememeliyiz. :)

  13. Akif Yenice - Çanakkale diyor ki:

    Ünsüz türemesine uğrayan kelimeler türkçe değil arapçadır:

    Affetmek Hissetmek Halletmek Reddetmek Zannetmek Hazzetmek

  14. Esra Yazıhan - Malatya diyor ki:

    Türkçe kelimelerde b harfinden önce n harfi gelmez, m olarak düzeltilir:

    Cambaz Ambar Tombul Sümbül Bomba Tembel Kambur Çember Kumbara

  15. serap şanlıurfa diyor ki:

    Türkçe kelimeler de arapça ve farsça kelimeler var ama küçük ünlü uyumuna uymayan kelimeler türkçe degildir

  16. utku,istanbul diyor ki:

    turkce kokenli sozcuklrin basinda c harfi de bulunmaz mesela cennet kelimesi yabanci kokenlidir

  17. Ensar Tuncay diyor ki:

    Başka dillerde yumuşak ğ ile başlayan kelime var mıdır?
    ***
    Bunu bilemem. Pekçok dil var ve her dilin farklı şiveleri ve ağızları var. İstanbul aksanındaki ğ’ye benzer bir ses, kelime başında olarak, İngilizcede w harfine benzer. What ve which derken. Baş harf aslında v olarak söylenmez. Ağız ua veya ui der gibi pozisyon alır. U sesi boğulur. what ğat gibi telaffuz edilir. which de ğiç gibi. Ayrıca Doğu Anadolu ağızlarında ğ farklı ve daha belirli telaffuz edilir (özelikle yağ derken ğ sesi r’nin çok bozuk, ince ve hafif hırıltılı gibi bir haline benziyor). Arapçadaki gayn harfi g’nin çok kaba, kalın, tok, yumuşak ve boğuk bir halidir. Biraz ğ gibi ama farklı. İstanbul aksanında ğ aslında belli başlı bir ses değildir. Yok kabul etmek belki daha doğru olacak. Küçük a derken ve küçük ağa derken kulağa pek farklı gelmiyor. Kendinizi zorlarsanız başka ama doğal ve hızlı konuşurken arada fark yok. Niğde derken ilk hece niğ değil de i’si uzatılmış bir ni’dir.

  18. asdfg diyor ki:

    COK SACMA HEM DIYORLAR 2 TANE SESSIZ HARF YAN YANA GELMEZ AMA O ZAMAN ‘TURK’ KELIMESIDE MI TURKCE DEGIL.???????

  19. Baran Ozgur New York diyor ki:

    Son mesaja iliskin…Turkcede iki sessiz harf basta yanyana gelmez…Yukarida verilmis ornekleri var, tren, trafik…., gibi..

  20. Melis, Konya diyor ki:

    Hoca Türkçe midir?
    ***
    Farsça’da saygın kişi anlamına gelen “Hace” kelimesinin dilimizde değişip Hoca haline gelmiş olması kuvvetli ihtimal.

  21. Medine, Denizli diyor ki:

    Horoz sözcüğü hangi dilden gelmiştir? Kökeni nedir?
    ***
    800 yıl veya bin yıl kadar önce Farsça’dan (yani İran dilinden) dilimize geçmiş. “Bağıran” gibi bir anlamı varmış.

  22. Merve, Malatya diyor ki:

    Sanat ve devlet sözcükleri neden Türkçe değildir?
    ***
    Türkler müslüman olduktan sonra Arap dilinden ve kültüründen gayet normal olarak etkilendiler. Zira sadece insanlarda değil devlet yapısında, yasalarda ve eğitim sisteminde de islamileşme gerekiyordu. Dolayısıyla devlet yönetiminden eğitim sistemine kadar her alanda Arap Devlet modeli titizlikle örnek alınmıştı. Arapçanın Türkçeye etkisinde aslında esas etken gelişmişlikle, uygarlıkla ilgilidir. İlk Müslüman Arap devletleri dünyanın en yüksek medeniyetleri haline gelmişlerdi. Diğer ülkelere bilim-kültür saçıyorlardı. Türkler de böylece ilk müslüman Türk devletlerini kurarken elbette her şeyi Araplardan aldılar ve kendilerine uyarladılar. Eğer kendilerinde daha iyisi daha güzeli olsa idi her şeyi Araplardan almaları gerekmezdi. Böylece “o çağa göre” birdenbire daha modern ve daha erdemli toplumlar haline geldiler. Bu esnada adeta bir kültür devrimi de gerçekleşmiştir. Sonuçta, mesela sadece sanat alanını düşünürsek, günümüzde birçok terim hala Arapça (şair, şiir, resim, ressam, edebiyat, hikaye,..). Eğitim alanında da 80-90 yıl öncesine kadar okul yerine “mektep”, öğretmen yerine “muallim” eğitim yerine “maarif” denirdi yani bunlar da Arapça idi. Ama kitap, kalem, harf.. bunlar şimdi hala Arapça. Hukuk alanındaki terimler ise harf ve dil devrimine rağmen Osmanlı Devleti zamanındaki gibidir hiç değişmemiştir (sadece şimdi latin harfleriyle yazılıyor o kadar). Hukuk alanında terimler tamamıyla Arapçadır. Anlatımlar, ifadeler dilbilgisi yapısı açısından Türkçedir ama o anlatımların içindeki hukukla ilgili terimlerin tümü Arapçadır. Cumhuriyet dönemimizde batıdan medeni hukuk denen şey alınmıştır ama bu hukuk Türkçeleştirilirken Osmanlı’nın hukuk terimleri (yani Arapça terimler) kullanıldı.

  23. Hakan diyor ki:

    Nasıl olur H olmaz? Hakan öz Türkçe bir isim değil mi?
    ***
    Haklısınız. Bize okullarımızda öyle öğretilmişti. Ama zamanla anlıyoruz ki o kitapları hazırlayanların anlayışları, bakış açıları değişikti. Veya bilgileri sığ idi. Belki de onlar Anadolu ve Balkanlar’da değişip günümüzdeki halini almış olan Türk dilini esas alıp bunun temelini, köklerini görmezden geldiler. “Han” da Türkçedir. Eski Türk devlet büyüklerine Han denirdi.

  24. Raşit Anaral İstanbul diyor ki:

    SUNİ DİLE KARŞI GERÇEK TÜRKÇEMİZİ YAYGINLAŞTIRALIM!..
    ( TARİHİMİZİ VE KÜLTÜRÜMÜZÜ KURTARALIM!.. )
    Japonya binlerce yıl önceki kitaplarını okurken, bizler 50 sene önceki kitaplarımızı dahi okuyamıyoruz!.. Kütüphanelerimizdeki tarih ve kültür birikimimiz olan kitaplarımızı okuyamamamız utanç vericidir… Binlerce yıllık kendi diline ait kitaplarını tercüme ederek okuyan bir millet olabilir mi?

    Diller kelime atarak değil, kelime alarak zenginleşir ve gelişirler. İngilizcenin, 700 bin kelimeyi dayanması ve zengin bir dil olmasının sebebi, her kelimeyi kendi bünyesine katmasından kaynaklanmaktadır… Dünyada melez olmayan hiç bir dil yoktur… Diller, kelime alarak zenginleşir ve kelime atarak fakirleşirler…

    Türkçenin korunması (Leksikoloji) kelimeyle değil, (sentaks) cümle yapısıyla söz konusu olabilir. Kelimeleri atmak (tasfiyecilik) akıllı bir yaklaşım değildir… Maalesef, günümüz Türkiye’sinde kelimelerimiz atılarak, dilimiz Türk Dil Kurumu tarafından fakirleştirilmiştir…
    Dil, gelişmesini tamamlamış bir anlaşma aracı değildir; aksine yeni gelişmelere açık canlı bir yapı özelliği taşır… Dil, insanlığın değişip gelişmesine paralel olarak her zaman değişir, gelişir. İnsanlığın her türlü bilgi üretimi ve gelişmesi sona ermediği, ihtiyaçları bitmediği sürece dilin de değişip gelişmesi ihtiyaçları bitmez…

    İnsanlar, bütün bilgilerini dille ifade ederler, Bundan dolayı insanın ihtiyacı, dilin ihtiyacı demektir…
    Farklı diller konuşan insan toplulukları başka topluluklarla çeşitli ilişkiler kurarlar. Bu ilişkiler neticesinde, her topluluk diğer insan topluluklarından bir şeyler öğrenir. Topluluklar, öğrendiklerini de dil aracılığı ile öğrenir. Bu öğrenme veya öğretme, dil alış-verişi demektir… Dil alış verişinde bir dilden diğerine dil unsuru olarak en çok kelimeler geçer… Dil alış verişi tabiî normal ölçülerde kalıp istilâ şeklini almadığı sürece, bir dilden diğerine geçen kelimeler, dili bozmaz. Çünkü dil bir kelime listesinden ibaret değildir. Diğer taraftan kelimeler, karşılıkları oldukları varlık veya kavramların tarifi değil işaretleri, göstergeleridir. Dilin işleyiş sistemine uydukları sürece geldikleri dile zarar vermezler!..

    Dilin kelime ihtiyacını karşılayabilmek için başvurabileceği çarelerden biri de eski metinlerden ölü kelime diriltmektir. Bu zorlama bir yoldur. Çünkü ölmüş kelime, anlamı kaybolmuş, milletin hafızasından silinmiş kelimedir. Dilde, “ölü kelime yabancı kökenli kelime hükmündedir.”

    Dilde “söz dizimi”, cümle yapısı ile Türkçecilik yapılabilir. Kelimelerin “Türkçedir – değildir” diye ayırıp yabancı asıllıları atmak tasfiyeciliktir, dil ırkçılığıdır. Diğer taraftan bu işi Atatürk’e mal etmeğe kalkışmak tamamen yanlıştır. Zira, Atatürk tasfiyeci değildir. O’na göre dil konusu “millî şuuru geliştirme, millî kültürü geliştirme, millî birliği sağlama” konusudur… Hatta kurdurmuş olduğu dille ilgili heyeti tasfiyecilik yaptıkları için uyarma ihtiyacı da duymuştur…

    Türk Dil Kurumu’nun türetmiş olduğu kelimelerin birçoğu Türkçe kurallarına da aykırıdır. Burada en çok üzerinde durulması gereken tasfiyecilik çalışmalarıdır!.. Kısacası, mevcut kelimelerimiz atılarak dilimizin fakirleşmesine yol açılmıştır… Bu zorlama tasfiyecilik uygulamalarından biri de Türk milletinin binlerce yıldır pratik hayatta kullandığı kelimeleri çöpe atarak, yerine suni ve uyduruk kelimeleri almasıdır… Maalesef, kadim Türkçemiz çöpe atılarak, dilimiz hem değiştirilmekte hem fakirleştirilmektedir…

    Mesela: “cevap” kelimesinin yerine ölmüş olan “yanıt” kelimesi suni bir şekilde dilimize yerleştirilmiştir…Ne yazık ki -muhafazakar aydınlarımız dahil- iletişim araçlarının bütünü bu kelimeyi yaygınlaştırmak için bir gayret içine girmiştir!..
    Türetilen suni kelimeler geçmişle bağımızı, kültürümüzü kopardığı gibi diğer Türk devletleriyle de yollarımızı ayırmıştır… Azerbaycan Türkçesi, Başkurt Türkçesi, Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Özbek Türkçesi, Tatar Türkçesi, Türkmen Türkçesi, Uygur Türkçesinde binlerce yıldır “Cevap” diye kullanılan kelime niçin “Yanıt” diye değiştiriliyor?

    Mevcut Kelimelerin dayatmalar yoluyla değiştirilmesindeki mantığını anlamakta doğrusu güçlük çekiyoruz…
    “yanıt” kelimesi ölmüş bir kelimedir. Bugün hiç kimse “yanmak” fiilini “dönmek” manası ile kullanmamaktadır… Sadece bu kökten yapılmış ve kalıp halinde kalmış bulunan “yankı” ve “yansımak” kelimeleri kullanılmaktadır.
    Bizim derdimiz, mevcut kelimelerin çöpe atılarak, yeni kelimelerin icat edilmesindeki tehlikeleri önlemektir… Devletin ıskaladığı bu önemli konuyu sivil kuruluşların ciddi olarak ele alması gerekiyor. Aksi takdirde Türk insanının olumsuz yönde biçimlendirilmesinde başarılı olan toplum mühendisleri, “öz Türkçe” kandırmacası adıyla kadim dilimizi de değiştirerek son darbeyi vurmaları kaçınılmaz olacaktır… Gençliğimizin tarih ve kültürüne yabancılaşmasının önüne geçilmesi için kadim Türkçemizin yeniden ihyası şarttır…

    KADİM TÜRKÇE İÇİN YAPACAĞIMIZ ÇALIŞMALAR
    TDK suni kelime türetme çalışmalarını, bütün okullarda uygulamaya koyarak ve dayatarak gençliğimizi gerçek Türkçe kelimelerden uzaklaştırmıştır. Bunun dışında, RTÜK vasıtasıyla bütün televizyon ve radyoları uyarmaktadır…RTÜK, Türkçe kelimeler kullanılmadığı takdirde cezalandırmalar uygulayacağını belirtmekle kalmıyor, kapatma yoluna gidileceği tehdidinde de bulunulmaktadır… Burada hangi Türkçe olduğu da belirtilmemektedir, belli ki yeni türetilen kelimeler RTÜK tarafından kabul görmektedir… Televizyonlara Bu tehditleri yapanların dindar tanınan RTÜK başkanları olması, bizleri daha da üzmüştür… Kısacası, televizyonlar, “korner” gibi yıllarca halk tarafından benimsenerek söylenmekte olan ve topluma mal olmuş bir kelimeyi yabancı kökenli diye kaldırılıp, yerine “ köşe vuruşu” diyerek hiç de pratik olmayan iki kelimeyle uyduruk bir kelime imal etmiştir…Üstelik “korner” kelimesi spor terimi olmuş bir kelimedir… TDK bu kelimeler gibi binlerce uyduruk kelimeyi piyasaya sürmüştür… Ne yazık ki hemen hemen bütün televizyonlar suni olarak türetilmiş birçok kelimeyi televizyonlarda bolca telaffuz ederek uydurulmuş dili yaygınlaştırmada öncü rolü oynamaktadır… Uydurulan kelimeleri yaygınlaştırmak için olağanüstü bir gayret sergileniyor…

    İnternette ise, yine TDK tarafından türetilen yalan yanlış kelimeleri görüyoruz… Üyeliğe veya kayıt yaptırmaya “hesap” açma denmesi bir yanlış uygulamadır… İngilizce kelimelerin kelime karşılığı olarak alınması tercüme hatasıdır. Bir dilden diğer dile tercüme, kelimenin cümle içinde kazandığı anlamla ifade edilmesi gerekir. Kelimenin Türkçe tercümesi, kelimenin yaptığı iş ve fonksiyonu ifade edebilmesiyle sağlanır… Türkçede “hesap” parayla ilgili hesap hareketlerini ifade ettiğinden bir yere kayıt karşılığı kelimeyi ifade edemez… Hesap, ya banka hesapları ya da dışarıda alış-veriş esnasında kullanılan bir ifade şekli olarak kullanılır… Facebook gibi siteler de ise kullanılacak kelimeler kayıt veya üyelik olarak karşılık bulması gerekir… Kısacası,”Facebook’da hesabın var mı?” demek yanlıştır. “Facebook’da üyeliğin veya kaydınız var mı” denilmesi gerekir. Yine bilgisayarda Dvd. Cd. film, müzik vb. materyalleri “oynatma ve çalma” kelimesi yerine “yürütme” kelimesi getirilmiş. Bu da yanlış bir uygulamadır… Basılı yayınlarda ve diğer iletişim araçlarında bu tür birçok yanlış kelime kullanılmalarına şahit olmaktayız… Kısacası Türkçemiz katlediliyor.

    TDK tarafından başta, olanak, olasılık, anımsamak, koşul, yanıt. gereksinim vb. kelimeler dilimize yerleştirilerek, imkân, ihtimal, hatırlamak, şart, cevap, ihtiyaç gibi kelimeler çöpe atılmıştır. TDK, okullar, radyolar, televizyonlar, tiyatrolar, film dublajları, reklamlar, ilanlar, kitaplar, gazeteler ve internet gibi alanları kullanarak bu yanlışları kararlılıkla devam ettirmektedir…

    Bu kelimeler dışında, konuşma dilinde yaygınlık kazanmış olan iki bine yakın Türkçe kelime şu anda çöpe atılarak tarih olmak üzeredir… Bunun anlamı, bu hızla tasfiyecilik hareketi devam ederse, 20 sene sonra mevcut Türkçe kelimelerimizin yüzde sekseni çöpe atılacak demektir… Kısacası, gelecekteki gençliğimiz şu anda yazdığımız kitapları anlayabilmek için Türkçe yazılan kitaplarımızı tekrar tercüme etmek zorunda kalacaktır…
    Şu anda Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un “Safahat” adlı Türkçe yazılmış olan kitabı bile yeniden tercüme edildi… Dil değişikliğiyle insanımızın kütüphanelerimizdeki kitaplara yabancılaşması, Tarih, kültür ve edebiyatımızla gençlerimizin bağının kesilmesi anlamına geliyor. Böylece ideolojik toplum mühendislerinin hedeflediği tarihi ve kültürü olmayan bir Türk tipinin oluşması sağlanacaktır. Aynı zamanda İslam ülkeleri ve Türk cumhuriyetleriyle de iletişim ve kültür bağlarımız zayıflatılmış oluyor.

    Gençliğimizi suni bir şablon içine sokmak, malum ideolojik gruplara hizmet eden, özünden kopmuş bir Türk gençliğinin kolay kullanılması tehlikesini de beraberinde getirmektedir. Dilimizle oynanmasının önlenmemesi halinde, TDK tarafından önceden hazırlanmış binlerce uydurulmuş kelime daha piyasaya sürülecektir… (Bu uyduruk kelimeleri burada vermeye gerek duymuyoruz.)

    Bakınız, Dil Devrimi sırasında (Dil Devrimi yöneticilerinin başını çekenlerden) İsmet İnönü ne diyor:
    “Harf Devriminin tek amacı ve hatta en önemli amacı okuma yazmanın yaygınlaşmasını sağlama değildir. Devrimin temel gayelerinden biri yeni nesillere geçmişin kapılarını kapatmak, Arap-İslam dünyası ile bağlarını koparmak ve dinin toplum üzerindeki etkisini zayıflatmaktı…
    Yeni nesiller, eski yazıyı öğrenemeyecekler, yeni yazı ile çıkan eserleri de biz denetleyecektik… Din eserleri eski yazıyla yazılmış olduğundan okunamayacak, dinin toplum üzerindeki etkisi azalacaktı…

    Bizim derdimiz, dilimizdeki kelimelerin çöpe atılarak fakirleşmesini önlemek olmalıdır. Bunun için en önemli kelimelerden başlayarak 5 aşamalı bir tablo çıkardık. Bu tabloya göre en çok kullanmamız gereken kelimeleri 110’lu listeler halinde ekte sunmuş bulunuyoruz… İlk merhalede 5 liste halinde toplamda 550 kelimenin ihyasına çalışmaktayız. Bu kelimeleri her alanda yaygınlaştırarak kadim Türkçemizi devam ettirme çalışmalarına katkı sağlamalıyız…
    Suni kelimeler yerine kadim Türkçemizi kullanmalıyız… Böylece hem dilimizi yeniden zenginleştirmiş olacağız, hem bize hazırlanan yapay dil tuzaklarını bozmuş olacağız.

    TERİMLER
    Terimler, bir sanat dalına, mesleğe veya bilim dalına has anlamı olan sözcüklerdir. Terimler, genel konuşma ve yazı dili dışında kalan, uzmanlık isteyen özel çalışma alanlarına ait kavramları ifade etmeye yarayan, sınırlı anlamlara sahip kelimelerdir. Yapılacak çalışmalarda yabancı terimlerin dilimize hiçbir zararı olmadığı kanaati taşıyoruz… Mevcut terimleri kullanarak, Ekonomi, bilim, mesleki ve sanat kavramları olarak dış dünyayla bağlantı kurmanın devam etmesinin faydalı olacağını düşünüyoruz.
    Günümüzde hukuk terimlerini değiştirmek ne kadar anlamsızsa, diğer terimleri kaldırmak ya da değiştirmek de o kadar yanlış olacaktır… TDK bu sıralar terimleri de değiştirme ye başladı… Mesela: “grip” yerine bundan sonra “paçavra hastalığı” diyeceğiz… Bu değişikliklerin hepsini burada yazmak mümkün değil… Fakat mantıkla bağdaşmayan ve pratik değeri olmayan bu tür uydurmaların dilimize zarar verdiği açıktır… Ayrıca dünya terimlerini kullanmak, bizleri dış dünyayla daha çok iletişimimizi artırdığı gibi mesleki ve ekonomik faydaları da beraberinde getirecektir.

    KELİME TÜRETMEK: Türk Dil Kurumu desteğiyle türetilen kelimelerin birçoğu Türkçe kurallarına aykırı türetilmiştir… Şu anda yapılması gereken gerçek Türkçemizi yeniden gündeme sokarak, Türk ve İslam dünyasıyla yeniden bağlarımızı güçlendirmek olacaktır. Bundan sonra da çeşitli nedenlerle dilimize giren veya girecek olan yabancı kökenli kelimeleri söylenişine göre yazılarak dilimiz bünyesine almalıyız. Mesela : “Tele” Yunanca, “vision” kelimesi Latincedir. İngilizler, uzak ve görüntü anlamına gelen bu iki kelimeyi alarak “television” demişler. Bizler de bu kelimeyi Türkçe okunuşuyla alarak “televizyon” demişiz… Artık bu kelime Türkçe bir kelime olmuştur… Böylece, milletlerarası bir kelimeyi bünyesine alan dilimiz, bir kelime kazanmıştır..,
    Dilimizin zenginleştirilmesinin dışında, yabancı kökenli bir kelimeyi öğrenmemiz, milletler arası iletişimde de yabancı ülkelerle ilişkilerimizde avantaj sağlamaktadır…

    Bize göre dışarıdan gelen yabancı kökenli kelimelerin halk tarafından veya sivil kuruluşlar yardımıyla okunuşlarıyla dilimize geçirilmesi kelime karışıklığına son verecektir…
    Yabancı kökenli kelimeleri kaldırmak, dil bilimine de mantığa da aykırıdır. Dünyada saf dil diye bir dil yoktur… Osmanlılar da İngilizlerde her yabancı kökenli kelimeyi alıp, dillerini zenginleştirmişlerdir… İngilizcenin etkin dil olmasının nedenlerinden biri de kelime zenginliğidir… İsterseniz, mantıklı ve tarafsız bir çalışma yapalım…
    F V P R M L Ş Z H J
    Yukarıdaki harflerle başlayan kelimelerin hepsi yabancı kökenlidir… Bu harfleri yabancı kökenli diyerek, attığımızı düşünelim…Gelin, diğer yabancı kökenli kelimeleri de atalım!..

    pencere, bahçe, duvar, sehpa, tavan, çeşme, perde, Çarşamba, perşembe vb. Farsçadan… Mutfak, sandalye, tabak, sürahi, musluk, vb. Arapçadan… Şubat, Nisan, Haziran, Temmuz Süryaniceden…Mart, Mayıs, Ağustos Latinceden… Böyle binlerce yabancı kökenli kelimenin hepsini atalım… Geriye Türkçe dili diye de bir dil kalmayacağını görüyoruz…

    Dil çalışmalarımız için Yaklaşık 1500 türetilmiş suni kelime seçilmiştir. İlk merhalede kadim Türkçeye ait 550 kelimenin yeniden ihyasına gidilecektir. Bu kelimeler 5 liste halinde sunulmaktadır… İlk hedefimiz, listelerimizdeki 550 Türkçe kelimemizi geri getirerek tekrar Türk toplumuna kazandırmaktır… Halkın kullanmadığı, daha çok aydın kesimlerin yaygınlaştırmak amacıyla kullandığı (TDK’nin türettiği) kelimelerin tutarsız olanlarını kaldırılarak, yerlerine kadim ve gerçek Türkçe kelimeleri kullanma çalışmalarımıza katkılarınızı bekliyoruz…

Sorunuzu veya Yorumunuzu Aşağıya Yazabilirsiniz.

Lütfen konuşma dilinde yazmayın zorluk çıkarmayın.
LÜTFEN YAZI DİLİ KURALLARINA SAYGILI OLALIM

Yorumu göndermeden önce burayı doldurun.