UHT kutu sütlerden uzak durun

Sütte bulunan öyle bakteriler var ki bir defa kaynatmakla hemen ölmüyorlar. Çok da iyi oluyor çünkü bunların insana çok büyük faydası vardır. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden Profesör Doktor Ahmet Aydın bugün Kanal D’de gerçekten çok önemli bilgiler verdi. Probiyotik denen bakterilerin bağırsaklarda yaşamasının vitamin üretmekten şişkinlikleri gidermesine kadar pek çok faydasından söz etti.

Sütte bulunan öyle bakteriler var ki bir defa kaynatmakla hemen ölmüyorlar. Çok da iyi oluyor çünkü bunların insana çok büyük faydası vardır. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden Profesör Doktor Ahmet Aydın bugün Kanal D’de gerçekten çok önemli bilgiler verdi. Probiyotik denen bakterilerin bağırsaklarda yaşamasının vitamin üretmekten şişkinlikleri gidermesine kadar pek çok faydasından söz etti.

Bir önceki yazımda bilimin ve tıbbi ilimlerin ticari maksatla yalanlara alet edildiğini yazmıştım. Temizlik maddelerinden gıda sektörüne kadar yalan haberlerle sahte doktorlarla kamuoyu etki altında bırakılıyor ve gerçekte insan sağlığının bozulmasına hizmet ediliyor.

UHT kutu sütlere göre farklı şekilde pastörize edilen sütlerde probiyotik denen faydalı bakteriler yok edilmektedir. Sonra da aynı uyanıklar “bizim probiyotik etkili activia yoğurtlarımızdan” alın diyorlar.

UHT kutu süt reklamında probiyotikli doğal süt alan bir ev kadınının Derya Baykal tarafından nasıl azarlandığını utancından yerin dibine sokulduğunu televizyonlarda defalarca gördük. :) Derya Baykal’ı öylesi reklâmlarda görmek cidden üzücü bir şey.

Süt ürünlerinden daha fazla para kazanmak için her türlü kötülük yapılıyor. Sütün esas değerli kısmı süzülüp alınır başka ticari amaçlarla kullanılır. Posa gibi değersiz süt ise “light süt, sağlığa faydalı süt” yalanıyla üstelik içindeki probiyotikler de yok edilmesiyle satışa sunulur.
Öte yandan probiyotik ihtiva eden yoğurtlar ayrıca satışa sunulur ondan da büyük kâr elde edilir.

Bazılarımızın çağdaşlıktan modernlikten anladığı budur. Daha çok para.. para para para…

Güncelleme: 19 Ekim 2009
» Pastörize ve UHT süt hakkında gönerilen farklı bilgilerle ilgili yazıma da bakabilirsiniz.

Kategori: Beslenme Tarih: 19 Mayıs 2009

Etiketler: |

'UHT kutu sütlerden uzak durun' hakkında sorular, açıklamalar

  1. VişneAğaci dedi ki:

    Başlığı görünce şaşırdım. Neden uzak duracağız, kelime oyunu yapıyor galiba diye düşündüm..Ama değilmiş…

    Öncelikle dediğiniz programı izlemedim.Ama biliyorum sütün içinde probiyotikler var ve bunlar insan yaşamı için çok önemliler.Yalnız bence pastörize sütten uzak durmamızı gerektirecek bir şey yok.Çünkü pastörize süt, sütün 72-80 derecede saniyelik tutulmasıyla yapılır ve bir iki gün içinde en fazla beş gün içinde tüketilmesi gerekir.Ayrıca bu yöntemle sadece zararlı bakteriler yok edilir diye biliyorum.Probiyotikler açıcından düşününce, eğer evde kaynattığımız sütün içinde bulunuyorlarsa bu probiyotikler, pastörize sütün içinde hayda hayda bulunmalıdır.Çünkü evde kaynattığımız sütü 100 dereceye kadar ısıtırız ve yaklaşık olarak 20-30 dk ısıtırız..
    Ama pastörize süt yapılırken, sütün içine başka maddeler katıyorlarsa yani sadece sıcaklığı değiştirerek yapmıyorlarsa bu işlemi, süt fabrikalarımız, bilemiyorum.Onu bizim besin hijyeni hocasına bir sorayım…Ve daha ayrıntılı bilgi vereyim…

    Bu arada pastörize süt ile UHT sütün de birbirinden farklı olduğunu belirteyim.UHT süt, sütün 120-150 derecede yine saniyelik tutulmasıyla yapılır ve dört aya kadar oda ısısında bile bekletilebilir oysaki pastörize süt +4 derecede iki üç gün bekletilebilir.Bunun sebebi de tabi ki ısıdır :) UHT sütte büyük ihtimalle probiyotik bakteriler de ölüyordur, diye düşünüyorum.Bu bakımdan eğer başlıkta “UHT sütten uzak durun” deseydin, daha doğru olurdu bence.Ayrıca duyduklarıma göre UHT teknolojisinde de çok büyük yenilikler olmuş ve bu işlem saniyenin altında hızda yapılabiliyormuş ama probiyotikleri öldürmüyor mudur bilemem.Bunu da hocamıza sorayım :)

    Fizyoloji hocamızın dediğine göre de; süte çok da rağbet etmemiz, sütü daha çok yoğurt, peynir gibi tüketmemiz doğru olurmuş.Çünkü her hayvan sütü kendi yavrusu için üretirmiş ve her hayvanın sütünün içeriği birbirinden farklı olurmuş; o hayvanın türüne göre hormonlar, o hayvanın gelişimini artıracak maddeler bulunurmuş. (Hatta hayvanın ruh haline göre de sütün içeriği değişirmiş.)Mesela bu sıralarda manda sütü ve keçi sütü önem kazanmaya başladı, onların daha faydalı olduğu söyleniyor. (Hatta devletimiz de belirlediği ailelere manda vererek, mandacılığı teşvik edecekmiş(miş.)
    Tabi bunlar baya mikro bir açı ama bana da baya mantıklı geldi.Sonuçta bizim bilmediğimiz, farkına varmadığımız neler neler var doğada…

    Birde işinize yarayacağını umarak Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünün 2006’da hazırladığı “Beslenmede Sütün Önemi” başlıklı yayının linkini vereyim.

    Sütte yapılan sahtekarlıklara gelince sonuna kadar haklısın.Maalesef oluyor böyle şeyler…(Hatta bana gelen bir mailde, taze süt diye nasıl süt tozu içtiğimiz yazıyor…) 50 kuruşa üreticiden alınan süt, UHT olunca üç katındanda fazlaya satılıyor.Peki ya tadı… Nerde o eski sütler, yoğurtlar dedirtiyor… İçeriği ise dediğin gibi muamma…
    Aklıma gelmişken yoğurttaki protein oranıda yüzde 4’ten yüzde 3’e düşürüldü.Bu da zaten yoğurtta var olan sahtekarlığı tetiklemiş.Yoğurt alırken de artık daha dikkatli olmamız gerekiyor artık!

    En garantisinden biz süt ürünleri tüketmeyelim (!) Hatta meyve sebzelerde hormonlular, onları da tüketmeyelim, açlıktan ölelim (!)

    Ama da yazmışım, okurken sıkılmazsınız umarım :)

  2. E. Ali dedi ki:

    Verdiğin değerli bilgiler için teşekkür ederim. Dediğin gibi aklımda UHT, aylarca saklanılabilen kutu süt filan vardı ama niçin pastörize yazmışım bilmiyorum. Şimdi başlığı değiştiririm. :) Sorup öğreneceğin bilgilerin kendi blogunda ya da burada paylaşmayı unutma.

  3. VişneAğacı dedi ki:

    Final haftasında olduğumuzdan dolayı, cevapları öğrenmem biraz ileri ki tarihlerde olabilir ama cevapları öğrenir öğrenmez sizi de haberim ederim, İnşallah :)

  4. evrim dedi ki:

    yazinizi ilk yazdiginiz gün okumustum simdi baktigimda icin oldukca rahatladi. Pastörize süt yerine cocugumuza artik ne verebiliriz, cocuklarimiz acmi kalsin diye düsünürken icimizi tekrar rahatlattiniz. tesekkürler

  5. E. Ali dedi ki:

    Düşünmeden pastörize demekle hata etmişim. Neyse bu arada iyi gelişmeler var:
    http://www.cocuklacocuk.com/index.php/sutas-gunluk-sut/

  6. Sadi dedi ki:

    Probiyotikler çok önemli, bizim valideyede doktor söylemiş; Sütü eski sistem kullanmak en faydalısı , marka vermiyeyim özellikle çocuklar için bu meyveli yoğurtlar da anlatıldığı gibi faydalı değilmiş.Güvendiğiniz sütçüden temiz süt alıp yoğurt yapmak yada süt olarak kullanmak en faydalısı yine bu doktora göre; orijinal süt diyeyim artık , içindeki bazı bakteriler mide ve barsak ta ülsere neden olan bakterileri yok ediyormuş

  7. E. Ali dedi ki:

    Gıda sektörü firmalarını ve onların bütün iddialarını sıkı sıkıya kontrol edip denetleyen ciddi bir devlet kurumu şart oldu. TV reklamlarında yalanlardan geçilmiyor. Uydurdukları yalanlar bir yana, en büyük kötülükleri halkın sağlığıyla oynamaları ve haksız rekabet söz konusu. Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim.

  8. VişneAğacı dedi ki:

    Merhabalar :)

    Bugün hocamıza sorma fırsatı buldum…Maalesef hem pastörize sütte hem de UHT sütte probiyotikler bulunMUyormuş.
    Pastörizasyondan sonra sütün içinde bakterilere ait dayanıklı spor formlar kalıyormuş.Uht’de yüksek sıcaklıktan dolayı onlarda kalmıyormuş ve uzun ömürlü olmasının nedeni, hiç bir patojen yani hastalık yapıcı etmen içermemesiymiş.
    Ayrıca hocamızın dediğine göre inek süttünde bulunan probiyotik miktarı aslında çokta fazla değilmiş.Probiyotikler, ilk ve asıl olarak anne sütünden bebeğe geçip, bebeğin sindirim sistemine yerleşirmiş ve orada çoğalırlarmış.Eğer beslenmemize dikkat edersek onlar bizimle beraber yaşayıp, giderlermiş :)

    Yani eğer sindirim sistemimizde probiyotiklerin az olmasından dolayı problem yaşıyorsak, dengeli beslendiğimizde, sindirim sistemimiz tekrar probiyotiklerin yaşamı için uygun ortam haline geleceğinden çoğalacaklar ve bizde problemimizden kurtulacağız :) İşin sırrı her zaman olduğu gibi dengeli beslenmekteymiş :)

  9. E. Ali dedi ki:

    Bak ortaya neler çıkıyor. En iyisi dediğin gibi dengeli beslenmeye doğal gıdalarla devam etmeli.

  10. VişneAğacı dedi ki:

    Evet ya.. Oysaki ben hiç olmazsa pastörize sütte varlardır diye düşünmüş…Çok şaşırdım…
    ************
    Cevap:
    Sık sık antibiyotik ilaç veya antibiyotikli gıda almazsak kendi bünyemizdeki probiyotikler idare eder herhalde öyle değil mi?
    Çok uzun yıllardır Allaha şükür doktorluk işim yok. Eskiden hatırlıyorum doktor antibiyotik ilaç yazdığı zaman B vitamini hapları da yazardı. Yani antibiyotik ilaç yüzünden probiyotiklerimiz öleceği için B vitamini üretimleri duracak bu yüzden B vitamini ilacı takviyesi gerekir diye düşünülüyordu.

  11. mehmet dedi ki:

    Açık süt konusunda insanların iki genel çekincesi var:
    birincisi sütün içindeki yararlı bakterilerle aynı ortamı paylaşan mikroplar:
    doğrusu ben bu mikrop olayının ticari kaygılar nedeniyle çok abartıldığını düşünüyorum, sonuç olarak doğa budur zaten; bir yanda zararlılar, bir yanda faydalılar, hep bir yarış, hep bir galip gelme savaşı ve her iki tür de yaşamını ve soyunu sürdürmeye çalışır.

    biz sütün içindeki yararlı organizmaları yeterince uzun süre zararlılar karşısında savunmasız bırakırsak yani ortam zararlıların aşırı derecede gelişmesine olanak sağlayacak kadar sıcak ve süt de havayla temas hailnde olursa vs. zararlılar galip geliyor ve her organik ürün gibi süt bozuluyor, bunu önlemek için sütler toplanarak elektrikli soğutucularla soğutulan, içi su dolu büyük havuzlara konuluyor.

    peki biz sütü kaynattığımızda Derya BAYKAL’ın da dediği gibi ‘o artık süt olmuyor’ mu?
    cevap olarak şöyle diyelim; kaynatmanın etkisiyle bir miktar kayba uğradığı kesinlikle doğrudur! ama bu kayıp bahsedildiği kadar aşırı ise neden yüzlerce yıldır insanlar faydasını görmedikleri bir şeyi kullanıyor? bu, alışkanlık ya da gelenek kavramlarıyla açıklanabilir mi?

    peki tüm mikroplarından arındırılmış süt ne kadar sağlıklıdır sizce?
    sütü sağlıklı hale getirmek demek o sütün besin değerini korurken tüm mikroplarından arındırmak demek midir?
    o halde bağışıklık sisteminiz nasıl gelişecek?
    dünyada kaç çeşit mikrop var?
    çevrenizdeki tüm mikroplara karşı bağışıklık kazanmak için ömrünüz boyunca kaç kez aşı olmanız gerekecek?
    gerçek şu ki doğanın mantığı ‘öldürmeyen şey güçlendirir’ dir ve insanlar her ne kadar bazı türleri zararlı olarak tanımlasa da vücudumuz onlara karşı savunma geliştirebilmek için bu zararlı denilen türleri de tanımaya ihtiyaç duyar, aksi takdirde ‘alerji’ denilen ve vücudun bir mikrobu tanımamasından kaynaklanan hastalık ortaya çıkar ve öldürücü dahi olabilir, çünkü bağışıklık sisteminiz o mikrobu tanımadığı için ona karşı kendini nasıl savunacağını bilmez, kızarır, bozarır, aksırtır, öksürtür vs. ama yapacak fazlaca birşeyi de yoktur, sonuçta nasıl savaşacağını zamanında ona öğretmemişsinizdir.

    ikinci olarak esnafın içinde süte su veya soda(çok sıcak havalarda bozulmaması için) katan kişilerden kaynaklanan bir hoşnutsuzluk var.
    öncelikle belirtmek gerekir ki sodanın süte katılma oranı (benim bildiğim kadarıyla, yalan söylemek istemem çünkü kimseyi bu konuda iş üstünde görmedim,göstermezler de zaten o ayrı konu) yaklaşık olarak 40 litrelik bir güğüme bir çay kaşığı kadardır.

    bu soda ne yapar derseniz; sıcak havada sütün çabuk bozulmasını önler, hatta bozulmaya dönen sütü bile ölüyü diriltircesine hayata döndürdüğü rivayet edilmiştir:))
    buraya kadar güzel… fakat sütün doğallığı açısından bu iyi birşey midir? kesinlikle hayır!
    sağlığa ne kadar zararı olduğunu bilmemekle birlikte (ki sonuçta süt bozulmaya başlamış, onu size içirtmiş olması bile illaki zararlıdır sonuçta) o sütten daha yoğurt falan olmaz.
    soda konusunu ufak bir ipucu ile kapatayım, eğer aldığınız sütün içerisinde soda karışıksa süt normalden daha geç kaynar, yoğurdu falan zaten olmaz demiştik.

    su katma konusuna gelince; evet kimi sütçü esnafı cingözlükten kimi yeterince kazanamadığından süte su katar. bu tip insanların savunuculuğunu yapmamız gibi birşey düşünülemez elbette ama aslında bir kısım süt de su kaldırır. zira beş parmağın beşi aynı olmadığı gibi her hayvanın sütü de aynı olmaz. mesela holstein gibi çok süt veren(15 – 55kg arası) ineklerin sütü daha az kıvamlı yani daha sulu olur oysa bizim yerli ineklerin sütü belki de aşağı yukarı manda sütüne eşdeğer kıvamda olur hatta manda sütünden de çok daha lezzetli olur fakat en iyisi 7-8 litre süt verir. yani görüldüğü üzere sütte verim ve kalite ters orantılıdır. şimdi eğer sütçünün elindeki köylüden topladığı sütün kıvamı standartın üzerinde ise buna su katılması (temiz olmak kaydıyla) son tüketici olan kentli müşteri açısından herhangi bir sorun oluşturmaz. çünkü normalde hiç su katılmasa da sütün çok büyük bölümü sudan oluşur zaten. yani su süte yabancı bir madde değildir ve katılması süt üzerinde kimyasal, biyolojik vs. herhangi bit tepkimeye neden olmaz(bildiğim kadarıyla). bu durumda sütçünün yapmış olduğu şey yüksek kalitedeki sütünü standart kaliteye indirmek olacaktır. bu açıdan bakıldığında da sütçü bir yerde haklıdır çünkü elindeki süt yüksek kalite de olsa standart kalite de olsa aynı fiyata satılmakta, hiç kimse ‘al kardeşim senin sütün normalden daha kaliteliymiş bende sana litre başına şu kadar fazla para veriyorum’ dememektedir. bu madalyonun bir yüzü tabi…

    madalyonun diğer yüzünde ise sütçü ürünün miktarını çoğaltarak bundan haksız kazanç sağlamaktadır. ama burada da zarara giren son tüketici değil üreticidir çünkü ürettiği üstün nitelikli süt ucuza kapatılıp pahalıya satılmıştır.

    şunu itiraf etmek gerekir ki sütçüler bu su katma konusunda tabiri caizse sabıkalıdır ve kentli halkın büyük çoğunluğunda oluşmuş genel açık süt kullansa da kullanmasa da sütçülerin büyük çoğunluğunun süte su kattığı yönündedir, doğrudur da!…
    ama sormak istiyorum, bizim insanımız neden hep ‘şikayet insanı’ dır?
    biraz araştırmak, öğrenmek, uygulamak yani çözüm üretmek bu kadar zor mudur?

    köylerde üreticinin sütü, sattığı sütçü esnafı tarafından belirsiz aralıklarla ‘süt dansimetresi’ denilen ve sütün yoğunluğunu ölçen bir cihazla kontrol edilir. bu cihazla sütün kalitesini(yoğunluğunu yani yağ oranını)kolayca ve çabucak öğrenebilirsiniz, hal böyleyken neden o esnaf üreticisini denetler de siz onu denetlemez siniz? gözünün önüne getirip süt dansimetresini dayadığınız, denetlendiğini bilen sütçü artık o süte su katabilir mi yada siz bunu evde uygulayarak kim daha kaliteli süt satıyorsa o satıcıya yönelemez misiniz?
    eğer bir tane edinmek isterseniz…
    http://www.kocintok.com.tr/fiyat_list/kocintok_fiyat_termometre.pdf
    adresinde var ve pek öyle pahalı bir alet de değil.

    sonuç olarak toprak bile içindeki canlılarla topraktır ve bu canlıların hepsi de faydalı değildir, önemli olan faydalılarla zararlılar arasındaki dengenin korunmasıdır, faydalının zararlıya yapay yollardan galip getirilmesi değildir çünkü tüm doğada olduğu gibi insan vücudunun gelişimi de rekabete ve deneyimlere bağlıdır. aksi takdirde hormonlu sebzelerden farkımız kalmaz, dıştan alımlı ama içi ham.

  12. Deniz dedi ki:

    Site Yöneticisinin notu:
    Burada “Deniz” adlı kişi tarafından yazılmış olan iki yorum önemine binaen yeni bir sayfada müstakil bir yazı olarak düzenlenmiştir.
    Aşağıdaki linke tıklayın:
    http://devletli.com/yemek/sutler-nicin-pastorize-edilir

  13. seyfı dedi ki:

    sut dansımetresı nasıl kullanılır olcummu nassıl yapılır


Sorunuzu / Yorumunuzu Aşağıya Yazabilirsiniz.
Lütfen yazı dili kurallarına saygılı olalım.


(Yazamıyorsanız Mozilladan deği Google Chrome ile giriş yapın.)