Siirt meselesi
Herkes olayı anlatıyor, Siirtliler rencide olmasın diye Siirt’in adını anmıyor. Ben de bari Siirtlileri günah keçisi ilan etmemek için olayı anmayayım. Ayrıca o çirkinliklerin sadece Siirt’e mahsus olmadığını herkes bilir.
Olayın sebebini anlamak için kökenine inmek gerekir. Osmanlı zamanında yapılan ihmallerin halen devam eden meyveleridir. Osmanlı zamanında eğitime hiç önem verilmemiş, Anadolu köylüleri tam anlamıyla vahşiliğe terk edilmişti. Devlet ancak köylülerden vergi toplamayı bilirdi.
Yeni Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra o cehaletten hiç bir şey değişmedi. 1940 – 45 yıllarına gidip bakalım: Türkiye halkının büyük çoğunluğu, İstanbul’dakiler de dahil, çocuklarını okutmaya karşıydı!
Peki 1923 yılından 1945 yılına kadar neler yapıldı? Halk niçin devrimleri gururla taşımak istemedi? Okumaya eğitilmeye onca ilgisizlik nedendi?
Kısaca, Cunhuriyet dönemimizdeki devrimlerimiz daha en başta başarılı olamamış göstermelik kalmış. Önemli olan, devrimlerden ziyade halkın o devrimlerle bir kalite kazanmış olmasıdır ve devrimlerin değerini bilerek gururla taşımaları ve mükemmelleştirmeleridir. İşte bu kesinlikle hiçbir şekilde gerçekleşmemiş. Vatan Millet Sakarya edebiyatı parçalamakta üstümüze yok. Oysa vatan millet sevgisi en ilkel kabilelerde hatta tavuklarda bile olan bir şeydir. Her şeyin bundan ibaret olduğunu sanacak kadar aptal, kafasız, cahil bir toplumuz. Cahil kitleler milliyetçi ve gelenekçi sözlerle güdülüyor. Her gün birkaç şehit, bol gözyaşı, koca bir ulusu uyutmanın en etkili ilacı.
Açıklamalar:
1- Okuduğunuz yazı hakkında sorunuzu veya yorumunuzu aşağıya yazabilirsiniz.
2- Yazılarımı RSS ile takip edebilirsiniz.
Yukardaki yazı ile ilgili ek bilgiler ve yorumlar:
Sorunuzu veya Yorumunuzu Aşağıya Yazabilirsiniz.
Lütfen konuşma dilinde yazmayın zorluk çıkarmayın.LÜTFEN YAZI DİLİ KURALLARINA SAYGILI OLALIM

Bir de bizim devrimlerimiz biraz sonradan iteleme gibi gelmiş o zamanlar. Hani mesela Fransa, Fransız Devrimi’nden geçmiş, halk bir şeyler yapmak için bir fikirle uğraşmış, acı çekilerek gelmiş bu zamanlara ve devrimler sağlam bir şekilde yerleşmiş. Çünkü adamlar o olmazsa ne olacağını biliyorlar. Bizde ise devrimler halka sonradan getirildiği için halk bunları kolay kolay benimseyememiş ve ne yazık ki derdini görmeden de sefasını sürmek olmuyor herhalde. Uğrunda savaşmamış ki, devrim yapılmış ama yerine oturamıyor kolay kolay. Yerine oturana kadar da daha zaman geçmesi gerekli…
**********************
Haklısın meşhur fransız devrimini bütün halk topyekün uzun yıllarca okuyarak bilinçlenerek tırnaklarıyla kuyu kazarcasına gerçekleştirmişti. Bizde tepeden inme devrim yapıldı. Ama şimdi son 30 yıldır bütün dünyada çok muazzam bir değişim yaşanıyor. Artık birçok şeyin “modası” geçti. Bu da var. Demek istediğim, yerine oturacak şeylerden ziyade Türkiye yeni yapılaşmalara gebedir.
Yazımın konusu icabı Atatürk zamanındaki hatalara bakarsak, tam bir hayalperestlik hüküm sürmüş. Atatürk en az 50 yıl sürecek derin bir eğitim seferberliği başlatmalıydı. Bunu hiç düşünememiş. Anadolu halkının ezici çoğunluğu “vahşinin vahşisi” zihniyetteyken onlardan hiç olmadık şeyler ummuş, tam anlamıyla hayal dünyasında yaşamış. Bu halkın demokrasiye filan ihtiyacı yoktu. 300 yılın pisliğinden, artık iyice kemikleşmiş kopkoyu cehalet mikrobundan arındırılmaya ihtiyacı vardı.
Bu yazım aslında çok genişti ama halen ilken zihniyetteki çoğunluğumuz bu gerçekleri kaldıramaz diye kısalttım. izimi bulup beni öldürebilirlerdi o derecede. :)
Tarihimiz yalan benliğimiz yalan. Gerçeklerin üstüne sünger çekmişiz olmayan vasıflarımızla böbürleniyoruz. Atatürk’ün hayallerini gerçekleşti sanıyoruz. Hiçbiri gerçekleşmedi.