Tatilde ne yapılır?

Tatil dediğin nedir ki.. birkaç gün.. yolculuk zahmetine değmez. Otur evinde evini değiştir, geliştir. Uzakta sevdiğin insanlar varsa git onları ziyaret et. Veya birkaç gün olsun kendi evinde her gün güneşin olduğu saatleri yaşa. Bütün yıl sabah işe gittin akşam eve döndün. Evinde gündüzleri doyasıya oturamadın. Bunlar benim fikrim. Peki insanlar tatilde ne yapar? Parası […]

Tatil dediğin nedir ki.. birkaç gün.. yolculuk zahmetine değmez. Otur evinde evini değiştir, geliştir. Uzakta sevdiğin insanlar varsa git onları ziyaret et. Veya birkaç gün olsun kendi evinde her gün güneşin olduğu saatleri yaşa. Bütün yıl sabah işe gittin akşam eve döndün. Evinde gündüzleri doyasıya oturamadın.

Bunlar benim fikrim. Peki insanlar tatilde ne yapar? Parası olmayan evinde oturur. Parası olan parasına göre bir şeyler yapabilir.

Tatil yönünden en şanslı insanlar öğretmenler. En uzun tatili onlar yapıyor.

Bazı insanlar bir veya iki haftalığına deniz olan yerlere gider. Deniz olmazsa olmazdır onlar için. Ne anlıyorlarsa bilmiyorum. Benim param olsa çok daha farklı yerlere giderdim.

Tatilde estetik ameliyat olanlar da vardır. 30’unu aşmış kadınlar bilhassa. Kişiliklerini değil fiziklerini daha değerli görenler..

Kimileri eğer başka bir yer esas memleketleri ise oraya gider. Kimileri için tatile gitmek değil çalışmaya gitmek vardır.
İstanbul’dan yaz aylarında Rize’ye gidip çay hasatı ile uğraşanlar… Ordu’ya, Giresun’a gidip fındık toplayanlar.. Tabi kendi toprakları. İşçi olarak gitmiyorlar. Bunlarınki hem hava değişimi hem ticaret. Bu arada esas tatili onların çocukları yapar. Yaz tatilinde köylerine gidip bambaşka şeyler yaşamaları çok güzel.

Çocukluğumda bir komşumuzun oğulları en yakın arkadaşlarımdı. Annelerinin de babalarının da doğdukları köyler sahil köyleriydi. Baba Tekirdağlı, Anne Trabzonlu… Yaz aylarında her iki yere de giderlerdi. Ben kıskanırdım. Bir keresinde babalarının köyüne beni de götürmüşlerdi. Çok güzel bir köydü. Kumbağ köyü. Aradan çok uzun yıllar geçti. Şimdi hiç de köy hali kalmamış olmalı. Köy idi diye biliyorum. Şimdi internetten araştırdım, köy değil ilçeymiş. Eskiden de ilçe miydi bilmiyorum.

Ben lisedeyken bir yaz tatilinde annemin babamın doğdukları köye gitmiştim. İlk ve son gidişimdi. Erzincan – Sivas arasında, Erzincan sınırları içinde, yüksek dağların üstünde bir köydü. Aslında dağ köyü. Ama yayla değil. Yazın ortasında hava serin sayılırdı. Muazzam güzel dağ manzaralarını hiç unutamıyorum. Eşek anırmaları ise hoşuma gitmiyordu. Moral bozucuydu. Köye ilk vardığım an her yerde kesif bir gübre kokusu vardı. Birkaç saat sonra o kokuyu hissedemez olmuştum. O yıl köyde elektrik yoktu. Geceleri sessizdi. Çıt yoktu.

İstanbul dışına en son altı veya yedi yıl önce çıktım. Rize’nin bir ilçesinin bir köyüydü. Yazın en sıcak günlerinde gitmiştim. Köyün havası aşırı nemliydi. Gece yattığım zaman yatağı ıslak hissederdim. O derecede nemli bir havası vardı. Sabah dışarı çıktığımda her yeri ıslak bulurdum. Yağmur yağmadığı halde sabahları her yer ıslak olurdu. Akşama kadar kurur, sabaha kadar yine ıslanırdı.
Geceleri gürültü denebilecek kadar fazla böcek sesleri her yerden insanın kulağına gelirdi. Çekirge sesleri, binlercesi hiç susmadan öter dururlar. Arada bir ağustos böcekleri..
Sivrisinek de çoktu ama sivrisinekler beni sevmez. Sadece domates yediğim zaman severler. Yazın domates yemediğim sürece sivrisinekler açısından rahatımdır.

Tatil için öneri isteyenlere Van Gölü çevresini tavsiye ederim. Bir Ermeni komşumuz oraların dünyanın en güzel yeri olduğunu söylemişti. Bütün Ermeniler aynı mı düşünüyor bilmiyorum ama öyle düşünüyorlarsa haklılar. Ben bir Siirt seyahatimde galiba Rize’den Siirt’e giderken görmüştüm.

Yurdumuzun her yerinin bambaşka güzellikleri var. Benim tercihim Rize’nin dağ köyleri. Evler zaman zaman bulutların arasında kaybolur. Her yer yemyeşildir.

Bir de Güneydoğu’daki eski Arap evleri. Siirt’te görmüştüm. Sırf o evlerde yaşayabilmek için oralı olunabilir.

Tatil için gidilebilecek bir yer de Mardin. Geçen kış bir arkadaşım eşi ile gitmiş. Anlata anlata bitiremiyordu. Onun gibi aşırı müşkülpesent biri çok beğenmişse kesin doğrudur. Gidip görmek lazım.

Kategori: Toplum ve İnsan Tarih: 16 Haziran 2008

Etiketler:

'Tatilde ne yapılır?' hakkında sorular, açıklamalar

  1. nalan dedi ki:

    Siirt ve Vanı görmedim ama Mardin Midyatta çalıştım, Erzincandaki köy Refahiye ye mi bağlıydı acaba.Biz Erzincanda çalışırken Refahiyedeki arkadaşımıza sıksık giderdik.Erzincanı ve oralıları çok sevmiştim.
    Trabzonda da çalıştım orayı ve oralıları da çok severim.Dostlarımla ilişkilerim sürer .Ben zaten dostlarımı çok ararım taa ki onlardan son üç aramamdan sonra yanıt yoksa bir daha aramam.
    jandarma astsb.olan kocamla gezip yaşadığımız heryeri zaten çok sevdim,çok güzel insanlar tanıdım.
    Sanal gezintilerimde de birkaç sağlam dost kazandım ,bunlardan biri de sensin.
    Evden çıkamasak ta İnşaallah her anlamda huzurla nefes alabileceğimiz bir yaz nasip eder allah bize

  2. admin dedi ki:

    Teşekkür ederim. Bu sizin kendi güzel değeriniz.
    İnşallah dediğiniz gibi huzurlu bir yaz olur.
    Bahsettiğim köy İliç’e bağlı. Refahiye’ye değil.

  3. turklerklani dedi ki:

    abi her zamanda olan merakımı giderebilirim.güzel ülkemizin güzel yerlerini görebilirim.ama bunlar olmayacaksada boş yere para sarfetmem malesefe ülkemizde parayı mafya olanlar rahat alıyorlar :) Allaha şükür böyle bir sıkıntım yok.

  4. admin dedi ki:

    Mafyacıların kazandığı haramdır ama kendilerine sorsan kendilerini milli kahraman sanırlar. Haram filan umurlarında değildir.

  5. turklerklani dedi ki:

    haram israf bunlar bilmiş olsa zaten bunu yapmazlar :)

  6. farmau dedi ki:

    Çocukluğumda yaz tatillerinin bir kısmını anneannemin yanında köyde geçirirdim.Bu bir kuraldı aslında bütün torunlar sırayla bir iki hafta kalmak zorundaydı anneannemlerin yanında. Bazı torunlar hiç sevmezdi bu durumu ama ben bayılırdım ve çocukluğama ait en güzel anılarım o yıllara ait. Yazını okuyunca o günlere gitti aklım,akşamın bir saatine kadar bahçelerde tarlaların kenarlarında kendi uydurduğumuz oyunları oynar,yaylalara pikniğe gider,dere bayır durmadan gezerdik. Cıtlak adını hatılradığım bir bitki vardı onun kökünden sakız çıkarıp büyüklerin oturduğu her yere ondan koyar deli gibi eğlenirdik. Ne çok şey hatırladım iki dakikada :) Hey gidi günler hey :)

    Tatil için gerçekten Akdeniz’de yaşayan biri olarak Karadeniz kesinlikle ilk tercih olmalı diye düşünüyorum doğa severler için. Ordu,Giresun ,Samsun köylerini geçen yaz keşfetmiş tadına doyamamıştım. Bu yaz en azından bir hafta gitmeli diye düşünüyorum. Hem dinlenmek hem gerçek bir tatil yapmak için deniz , kum,güneş muhabbetinden uzak durmanızı öneriyorum. Mesela Antalya’nın yaylaları yazın bir harikadır.

    İyi çalışmalar diliyorum Ali :)

  7. admin dedi ki:

    Evet esas tatil dinlendirici bir şey olmalı. Günlerce güneşin altında yatarak, yanarak insan büsbütün yorulmaz mı? Hele o aşırı sıcak yerlerde?
    En güzeli yayla gibi yerlerde tatil yapmak. Hem oralar serin olur hem sivrisinek filan olmaz.
    Böyle bir yerde tatil geçirmek insana hayat katar.

    Teşekkür ederim. Size de iyi çalışmalar. :)

  8. Senya dedi ki:

    Bende Malatya lıyım bizde her yaz köye giderdik orda çeşmenin o buz gibi suyunu içer bahçe ve tarlalarda gezip kaysı sebze meyveyi ağacında yerdim tabakta yerken çok sıkıcı oluyor. :D Bu ağaçta meyve yeme sebebimden dolayı çok zorluklar yaşadım en güzel meyveler en yüksek dalalrda olurdu hep oralara çıakr bidaha inemezdim. :D Köyümüzün kedileriyle vakit geçirridim zamanında amcam gilin komşusu bi yavru kedisini amcamın oğluna vermişti bizde onu köye götürdük. O yavru büyüdü 4 yavru yaptı 3ü oldu 1 tanesi yaşadı. Ondan sonra doğurduğu her kediyi orda kızmızı kedi dediğimiz bi kedi yavru kedileri öldürüyordu. Köyümüzde artık bi kedi kaldı tek yaşıyan yavrusuda öldü. Onun adıda kara kediydi annesinin adıda annekedi. :D Ama artık gidemiyoruz köydeki sular kurudu açıkcası köy öldü. Kimse yaşamıyor artık orda.

    Konuylan alakasız oldu ama hatırladım içim gitti biran.

  9. admin dedi ki:

    Konuyla pek de ilgisiz değil aslında. Bazı kişiler bir yazı karşısında hissettiklerini yazıyor. Blogculukta sık karşılaşılan güzel bir şey.
    Önemli olan konuları yanlış anlamamak, bir de yorum yerine selam kelam yazılmamalı. Bu da güzel ama ben yayımlamam genelde. Veya bir müddet sonra konu ile hiçbir ilgisi olmadığından dolayı silerim.

  10. sedencik dedi ki:

    ”Deniz olmazsa olmazdır onlar için. Ne anlıyorlarsa bilmiyorum. ”
    demişsiniz…
    bilmem ki dilimin döndüğünce anlatmaya çalışsam :)
    çünkü benimde olmazsa olmazımdır…
    dağ köyleri,ören yerleri,bilmediğim yerler ya da çok sevdiğim tekrar gitmek istediğim yerlerde haftalarca aylarca gezsem yaşasam bile denize girmemişsem bu yıl tatil yapmadım diyecek kadar tutkunum denize…
    tarif etmesi çok zor ama denizden uzun süreli ayrı kalınca derim kuruyor nerdeyse tuhaf mıyım ne :)
    bu fiziksel boyutuydu…
    birde başka boyutu var benim için…
    denizin hem üstünde hem dibinde kendimi hiç olmadığım kadar huzurlu ve dingin hissederim…
    bir başka dünyanın her seferinde yeniden keşfidir benim için…
    özgürlüğün anlamını en iyi denizin altında veya üstünde anlarım…
    ve inanılmaz bir güven duygusu yaşarım denizde…
    3-4 yaş civarındayken denizde gitmeme 5 varken babam tarafından kurtarıldığım kaza bile hiçbir engel teşkil etmedi bu tutkuya (bunu bir ara yazmıştım blogda)
    bir ufak tehlikeyide 17 yaşında atlatmıştım ki bunu yazmadım yazmayacağımda ben inanmakta zorlanmıştım başkaları hiç inanmaz :)
    bunların hiçbiri ilginç bir şekilde denizdeki güvenlik duygumu zedelemedi…
    oysa …
    kullandığım arabayla ciddi bir kaza yaptıktan sonra 2 yıla yakın araba kullanmayı reddettim…
    hatta uzak mesafeleri bile yürümeyi sevmediğim halde yürür olmuştum…
    taksi,toplu taşıma araçlarındaan bile korkuyordum…
    bakın ”deniz ”dediniz nasıl uzattım yorumu…kafanızı şişirdim :)
    rize ve mardin görmediğim ama en yakn zamanda görmek istediğim yerler arasında…
    kumbağ ise siteler diyarı oldu ne yazık ki…
    sağlıcakla…

  11. admin dedi ki:

    Denizi ben de çok severim. Çocukluğumda beni fena halde araba tutardı. O şiddetli baş dönmesi mide bulantısı içindeyken araba deniz kenarından geçse hastalığımı unutacak kadar sevinirdim.
    Şimdi bu yazımda öyle bir eleştiri getirdim ama öyle insanlar var ki sırf herkes yapıyor diye yapıyor. Giderler denize girmezler bile. Maksat hava değişimi olsunmuş.. tatilde para harcamakmış.
    Tutku ve sevgi başka. İnsanların sevdikleri şeyle ilgilenmesi ile dinlenebileceğine inanırım. Bu insanın doğasında var.
    Bir kitapta okumuştum. Yorgunluğunuza inanmayın yazıyordu. Örnek vermişler:
    Bir aile.. evin musluğunun onarılması gerekiyor. Adam hanımına diyor ki akşam işten dönünce yaparım. Akşamleyin işten dönüyor. Çok yorgunum elimi kaldıracak halim yok diyor. Yarın yaparım.
    Ertesi gün işten geliyor yine aynı şekilde yorgunum bitkinim yarın yaparım diyor. O sırada arkadaşları telefon ediyor. Halı saha maçı varmış. Bir kişiye daha ihtiyacımız var diyorlar. Adam duyar duymaz gözleri parlıyor tabii ki gelirim diyor yerinden fırlıyor. Bunlar gerçek yaşanmış hikayelerden..

  12. Senya dedi ki:

    Herkesin tatil anlayışı farklıdır. Kimisi için ailesiyle beraber olmak kimisi için antik-tarihi yerler görmek kimisi içinde doğa-denizdir. Bu zevke ve kişiliğe kalmış bişeydir. Şayet ben denizi izlemeyi çok severim ama yüzmeyi ala sevmem. Benim tarihi yerleri dha çok severim.

    Ama admin dediği gibi herkes yapıyor diye yapanlar aslında tatil yapmıyorlardır. Onların tek işi para harccamak ve herkesin yaptığı şeyi yapmaktır. Onlarınki tatilden çok boş geçen bir vakittir benim için.

  13. ilkim dedi ki:

    3aylık tatilde ne yapılırki hele hele annen veya baban temmuza yada ağuustosa izin alabiliyorsa sıkıysa evde sıcakta otur izini bekle :S :(


Sorunuzu / Yorumunuzu Aşağıya Yazabilirsiniz.
Lütfen yazı dili kurallarına saygılı olalım.


(Yazamıyorsanız Mozilladan deği Google Chrome ile giriş yapın.)