Ticarette Arsızlık

Şimdi ticaret ve mal pazarlama insanlara “gerekli” şeyler satıp kâr ederek geçimini sağlamak şeklinde değil, hiç ihtiyacı olmayan şeyleri almaları için insanları kandırmak şeklinde oluyor. Televizyonda her gün saçma sapan şeyler için nasıl dil döktüklerini görüyoruz. Herkes malını satmak için benzer şeyler söylüyor. “Bu şey olmadığı zamanlar hayatım bir kâbus gibiydi” gibi sözlerle telkin sanatının […]

Şimdi ticaret ve mal pazarlama insanlara “gerekli” şeyler satıp kâr ederek geçimini sağlamak şeklinde değil, hiç ihtiyacı olmayan şeyleri almaları için insanları kandırmak şeklinde oluyor. Televizyonda her gün saçma sapan şeyler için nasıl dil döktüklerini görüyoruz. Herkes malını satmak için benzer şeyler söylüyor.
“Bu şey olmadığı zamanlar hayatım bir kâbus gibiydi” gibi sözlerle telkin sanatının bütün inceliklerini kullanıyorlar.
“Bunu iki tane alırsanız şu kadar indirim!” Adamlar bana ihtiyacım olmayan şeyi, hem de iki tane satacak!

Mal satmada, müşteri iknada kullanılan en aşağılık yöntemlerden biri şu aşağıda anlattığımdır. Okuyunca bana hak vereceksiniz:
Bazı insanlarımız, daha çok kadınlar, özellikle okumamış ev kadınları, hele yaşlı olanları..
Bir satıcı veya tezgâhtar sırf paketleri açıp ıvır zıvırları gösterdi diye.. “Sırf bu kadarcık emek için” mahcup olurlar, adama zahmet ettirdiklerini sanırlar. Adamın ısrarlarına hayır diyemeyip o malı alırlar. Aslında sadece fiyat soracaktı veya merak etmişti. Sonra parasını kaptırdığına üzülür. Satıcıyı suçlamaz. Ne yaptığını bilemez. Sadece üzülür. O malı gözü görmek istemez. Ama “alınmış alınmıştır” der avunmaya çalışır.

Bunun gibi trajediler sadece bizim toplumumuzda değil dünyanın her yerinde yaşanıyor. Şu sahneyi bir amerikan filminde görmüştüm: Bir ev kadını, kapıya gelen pazarlamacının malları göstermesini engelleyemiyor. Adam çok çabuk davranıyor, yoruluyor, terliyor. Kadın bir adamın hal ve hareketlerine bakıyor, bir sattığı şeylere. Adamın haline üzülüyor. Israrlara karşı koyamayıp bir elektrikli süpürge alıyor. Taksit senetlerini imzalayıp ilk taksiti ödüyor. Sonra eşi eve geldiğinde olanları anlatıyor. Adam hayretle “Ne yani sen şimdi zar zor ödediğimiz faturalar için ayırdığımız parayı ona mı verdin?” diye sinirleniyor.
Fazla uzatmayayım.
Şeytan pazarlamacıların hiçbir şey umrunda değildir. Bütün olan bitenin de gayet iyi farkındadırlar. İnsanlar arasında kimlerin hangi karakterde olduklarını, kimin nasıl ikna edileceğini daha doğrusu kandırılacağını iyi bilirler.

Günümüzde artık bu işlerde önemli olan şey, başarı sayılan şey şu: Malı ihtiyacı olana değil, ihtiyacı olmayana satabiliyor musun? İşte bunu yapabiliyorsan başarılısın!

Kategori: Ekonomi Ticaret Tarih: 30 Ekim 2008

Etiketler: |

'Ticarette Arsızlık' hakkında sorular, açıklamalar

  1. Ahmet dedi ki:

    Bahsettiğin gibi bilgisiz, okumamış ev kadınları bu konularda çok mağdur oluyorlar. Son cümledede söylediğin gibi adamlar öyle yani. İhtiyacı olmayana dahi sattıkları oluyor. Birde pazarlama ve ticaretin 1. ve en önemli amacıda “karşısındaki kişiyi en kısa sürede nasıl ikna edebilirm ve bu ürünü ona satabilirim” oluyor. Bence bunuda çok iyi bir şekilde yapanlarda var.

  2. admin dedi ki:

    Evet en çok onlar mağdur oluyor. Ayrıca pazarlamacı kılığında dolandırıcılık yapanlar, yüksek meblağda senetleri imzalatıp insanların paralarını alanlar var. Yine en çok bu kadınlar kurban seçiliyor.
    Bu durumda pazarlamacılık yapan “dürüst ve temiz” kişiler de mağdur oluyor. 1- diğer açgözlü pazarlamacılarla aynı sanılıyorlar. 2- sahtekâr sanılıyorlar.

  3. şeyma dedi ki:

    benim derslerde öğrendiğim ilk madde pazarlamacının karşısındaki kişiyi 7 dk da ikna edebilme gücünün olması..evet bir pazarlamacı kişiyi 7 dk da ikna edeblir fakat bence etik davranmalı ve ben etik pazarlamacılıktan yanayım.bir çok madde var hayırları evete çevirme kişinin tam olarak ne ne istediğini anlayabilme ve bir çok bunun gibi madde ama bu maddeleri bilinçsiz ev kadınlarının üzerinde ısrar ederek uygulamak yanlış….bazen mazalara gidiyoruz alacağımız yoksada birşeyler alamak zorunda bırakılıyoruz….belki o an satmışsındır ama kişi tekrar o mazaya girmekten çekinecektir…çünkü kişiler bazen mazaları yada satış yapan herhangi bir yeri alış veriş için değil vakit geçirmek için kullanabilir iyi bir pazarlamacı bunu ayırt etmeli ve müşterileri sıkmadan ona göre yaklaşmalı……

  4. şeyma dedi ki:

    yaptığım bir önceki yoruma cevap bekliyorum merak ediyorum çünkü yanlış mı düşünüyorum diye yoksa başarılı olabilmek için ısrar şart mı? beni mağzur görün şuan pazarlama öğrencisiyim ve merak içindeyim:):)

  5. E. Ali dedi ki:

    Şeyma hanım önce verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim. Pazarlamacılıkta öğrencisiniz. Okulda öğrendiğiniz “olması gereken” pazarlamacılık ne yazık ki piyasada öyle değil. Patron diyecektir ki “benim sevdiğim eleman malı ihtiyacı olana değil esas ihtiyacı olmayanlara satabilendir.” bu konuda çok sıkıntı çekebilirsiniz. şimdi insanlar paraya tapıyor. para gelsin de haram yoldan bile gelsin diye düşünüyorlar.
    Mağazalarda ise her zaman sizin düşündüğünüz gibi davranılmıyor. Yani her gün binlerce insanın gelip geçtiği yerlerde sizin inceliğinizi kimse düşünmez. onlar için mallarına şöyle bir göz atan her kişi avlanması gereken kurbandır.
    Bunlar benim fikrimdi. konuda uzmanlığım öğretim görevlisi gibi vasfım yok. sadece gözlemlerime dayanarak yazdım.

  6. şeyma dedi ki:

    verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim ama malesef pazarlamacılıkta nasıl davranmam gerektiği hakkında tereddüt içindeyim.galiba buda işin içine girdiğim zaman kendiliğinden çözülebilecek bir proplem….teşekkürler

  7. E. Ali dedi ki:

    Bir de bildiğiniz gibi pazarlamacılığın alanları var, alanlarına göre çeşitliliği var. inşallah okulunuzda çok yüksek başarı sağlayıp en nezih alanlarda çalışabilme imkânına kavuşursunuz. Tecrübe kazanmaya inşallah ne kadar saygınlığı yüksek temiz yerlerde başlarsanız o kadar iyi olacaktır.


Sorunuzu / Yorumunuzu Aşağıya Yazabilirsiniz.
Lütfen yazı dili kurallarına saygılı olalım.


(Yazamıyorsanız Mozilladan deği Google Chrome ile giriş yapın.)